ADF’de “küresel enerji” paneli düzenlendi


Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'nun (TRT) "Global İletişim Ortağı" olarak yer aldığı, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında "Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik" başlıklı panel düzenlendi.

Bakan Bayraktar, panelde yaptığı konuşmada, enerji krizinin Türkiye'yi de etkilediğini söyledi.

Türkiye'de enerji piyasalarının oldukça dirençli olduğunu ifade eden Bayraktar, Türkiye'nin geçmiş dönemlerde krizler yaşadığını, etrafında belirsizlikler, bölgesinde savaşlar olduğunu, pandemiyle tedarik zincirinde bir dönem belirsizlik yaşandığını, emtia fiyatlarının dalgalandığını anlattı.

Bayraktar, bütün bunların Türkiye'yi dirençli hale getirdiğini, Türkiye'nin krizle mücadele etmeye oldukça alışkın bir ülke olduğunu belirtti.

Türkiye'de ortaya konulan vizyon politikaların bu tür krizlerle mücadele etme konusunda ülkeyi daha dirençli ve güvenli hale getirdiğine dikkati çeken Bayraktar, "Son 25 yıldır Türkiye'deki enerji piyasaları büyük bir dönüşümden geçti. Enerji sektöründe piyasa yapısı değişti. Kendi piyasalarımızı özel yatırımlara, girişimlere açtık. Bu anlamda bir dönüşüm yaşadık. Bölgesel olarak işbirlikleri gerçekleştirdik. Enerjide çok büyük altyapılar inşa ettik. Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin kalbine yerleştirdik." diye konuştu.

Bayraktar, Azerbaycan ve komşu ülkelerle çok başarılı projeler yürüttüklerini, uzun vadeli enerji ihtiyacını bu strateji ile karşılamayı başardıklarını dile getirdi.

"Yapay zekaya dayanan merkezler, elektrikli araçlar enerji ihtiyacını artırıyor"

Türkiye'de enerji talebinin istikrarlı bir şekilde arttığını, bu talepteki büyümenin de önlerindeki on yıllar boyunca devam edeceğini beklediklerini ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

"Yapay zekaya dayanan merkezler, elektrikli araçlar enerji ihtiyacını artırıyor. İthalat bağımızı azaltmak istiyoruz. Türkiye ekonomisinin cari açığını ithalat tetikliyor. Kasım ayında Antalya'da düzenleyeceğimiz COP 31 ile iklim hedeflerimiz var. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi Türkiye 2053 yılına kadar karbon nötr hedefine sahip. Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmek bizler için oldukça önemli. Yakıt, ekonomi, teknoloji açısından yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanmak istiyoruz. Bu teknolojileri geliştirmek, rüzgar ve güneşten faydalanmak istiyoruz."

"Türkiye'de her gün 22 milyon hanenin yemek ve ısınmak için doğal gaza ihtiyacı var"

Fosil yakıtlara sırtlarını dönmeden enerji kapasitelerini arttırmak istediklerine işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:

"Doğal gaz, petrol boru hatlarımız işlevselliğini sürdürüyor. Bir enerji mimarisine ihtiyacımız var. Türkiye'de önemli güneş enerjisi yatırımı yapıyoruz. Bu enerji dönüşümü kesinlikle engellenemez. Fakat burada akıllı enerji dönüşümünden bahsetmeliyiz. Akıllı enerji dönüşümü dediğimiz zaman kriz anında müdahale edilebilir olmalı. Evet fosil yakıt kriziyle karşı karşıyayız ama petrol ya da doğal gaz sadece Hürmüz Boğazı'ndan geçmiyor. Karbonsuz enerji ihtiyacımız var tabi ki ama Türkiye'de her gün 40 milyon araç yollarda. Dolayısıyla bizim onlara ciddi bir yakıt arzı sağlamamız gerekiyor. Türkiye'de her gün 22 milyon hanenin yemek ve ısınmak için doğal gaza ihtiyacı var. 86 milyon insanın elektriğe ihtiyacı var bu ülkede. Bu sayıları aklımızda tutarak çok daha rasyonel planlar gerçekleştirmek gerekiyor."

Bayraktar, petrol ve doğal gazı kullanmaya devam ederken Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları ile nükleer enerji varlıklarını arttıracağını vurguladı.

Türkiye olarak Güney Gaz Koridoru gibi birçok uluslararası projeye yatırım yaptıklarını anımsatan Bayraktar, bu projelerin çok yüksek bir politik ve ekonomik irade gerektiğinin altını çizdi.

"Ekonomimizde anahtar kelime yenilenebilir enerji"

Türkiye olarak bağlantısallık kapasitelerini artırmaları gerektiğini ifade eden Bayraktar, bu konuda Suudi Arabistan gibi farklı ülkelerle projeler geliştirdiklerini, güzergahları çeşitlendirdiklerini, alt yapıya daha fazla yatırım yaptıklarını söyledi.

İlerleyen yıllarda da enerji krizleriyle karşılaşmaya devam edeceklerine değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu krizlerden derslerimizi almalı, Türkiye olarak yapmamız gerekenleri yapmalıyız. Çok güçlü bir hedefimiz var. 2050 yılına kadar karbon nötr bir ekonomiye sahip olmak istiyoruz. 30 yıl bir zamanımız kaldı. Ulaşım, alt yapı, tarım tüm bunlarda bir değişim göreceğiz. Ekonomimizde anahtar kelime yenilenebilir enerji. Karşı karşıya olduğumuz her bir kriz, bağımlılığın çözülmesi bu yenilenebilir enerjilerin kullanımından geçiyor. Kapasitelerinin artırılması, güvenliğinin sağlanması, depolanması ile yenilenebilir enerjinin kullanılması bu hedeflerin gerçekleşmesi noktasında anahtar rol olacaktır. Yakında çok büyük bir ilanımız olacak. Bu 2050 hedefimizi 2035'e çekeceğiz. Bu henüz kesinleşmedi. Enerji verimliliği artırmak alanında hem özel hem de kamu sektörü oyuncuları ile çalışıyoruz."

"Türkiye ile enerji güvenliğine çok büyük katkı sağlıyoruz"

Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov ise enerji güvenliğin ulusların güvenlik portföyünün önemli bir unsuru haline geldiğini dile getirdi.

Dünya tarihinin en önemli enerji krizlerinden birisiyle karşı karşıya olduklarını belirten Şahbazov, "Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün bir kısmı Avrupa'ya aktarılıyordu. Bu aktarım olmadığı için Avrupa enerjide kırılgan hale geldi. Azerbaycan olarak arz güzergahlarımızı çeşitlendirdik. Yaklaşık 20 ülkeye 40 milyon varil arz gerçekleştiriyoruz. Yakın zamanda Avrupa'daki 16 ülkeye doğal gaz tedarik etmeye başladık." dedi.

Hem doğal gaz hem de petrol anlamında üretici ülke olarak bu krizin sonuçlarından çok da etkilenmeyen bir ülke olduklarını aktaran Şahbazov, üretici ülkelerin bu krizden çok fazla para kazanıyor algısının da gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

Dengeli petrol fiyatını önemsediklerini anlatan Şahbazov, "Türkiye ile olan işbirliği iki dost, kardeş ülkenin enerji güvenliğine katkı sağlamasının çok güzel bir nişanesi. Bu işbirliği ile oluşan projeler sayesinde enerji sektörünün direncini temin ediyoruz. Türkiye ile enerji güvenliğine çok büyük katkı sağlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Slovenya Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer ise Slovenya'nın Körfez ülkelerindeki çatışmalardan enerji anlamında etkilendiğini söyledi.

Ülkede hem fiyatların arttığını hem de miktar açısından azalma olduğunu dile getiren Kumer, "Petrolümüzün yüzde 100'ünü ithal ediyoruz. Yüzde 100 dışarıya bağımlıyız. Ülkemizde fiyatlar oldukça düşük seyrediyordu. Avusturya'dan İtalya'dan sınırımıza kadar gelip bizden petrol temin ediyorlardı. Sadece Slovenya'nın değil diğer ülkelerin de petrol ihtiyacını gideriyorduk. Bu çatışmalar yaşandıktan sonra fiyatlar arttı. Kriz bizi doğru zamanda bulmadı. Tarım ve çiftçiliğin başladığı bir dönemde bu krizle karşı karşıya kalmanın sıkıntısını yaşıyoruz." diye konuştu.

"Türkiye, jeotermal, güneş ve rüzgar enerjilerine daha fazla yatırım yapıyor"

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera, krizin enerji olarak değil fosil yakıt krizi olduğunu kaydetti.

Bu durumun dünyayı yenilenebilir enerjiye daha fazla kaydıracağına inandığını belirten La Camera, "Yenilenebilir enerji dünyada büyük bir atakta. Enerji güvenliğinin fosil yakıtlar üzerinden yönetilmesi başarısızlık getiren bir durum. Fosil yakıtlı enerji sisteminin alt yapısı yeterli değil. İspanya sistemlerinin yüzde 60'ını yenilenebilir enerji yaptı. Türkiye de aynı şeyi yapıyor. Türkiye, jeotermal, güneş ve rüzgar enerjilerine daha fazla yatırım yapıyor. Yenilenebilir enerjiye yatırım yapmak bizi enerji sektöründe krizlere karşı dirençli hale getirecek. Depolanmasını da çözersek fosil yakıtlara karış daha fazla rekabet edebileceğiz." ifadelerini kullandı.