40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
53,9601£% 0.23
4.316,24%0,46
7.009,00%0,17
4784025฿%1.45105
02:00
Miami’deki Özgürlük Kulesi’nde (Freedom Tower) düzenlenen basın toplantısında konuşan ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche, nisan ayında bir büyük jüri tarafından hazırlanan ve çarşamba günü gizliliği kaldırılan iddianameyi duyurdu.
İddianamede Castro ve diğer beş Kübalı askeri yetkili, Küba kökenli Amerikalıların kurduğu “Brothers to the Rescue” (Kurtarma Kardeşleri) grubuna ait iki silahsız sivil uçağı uluslararası hava sahasında düşürmekle suçlanıyor. Olayda Armando Alejandre Jr, Carlos Alberto Costa, Mario Manuel de la Peña ve Pablo Morales hayatını kaybetmişti.
Bakan Vekili Blanche, “Neredeyse 30 yıldır dört Amerikalının ailesi adalet bekliyordu. ABD ve Başkan Trump vatandaşlarını unutmaz ve unutmayacaktır. Eğer Amerikalıları öldürürseniz, kim olduğunuza, hangi unvanı taşıdığınıza ve ne kadar zaman geçtiğine bakılmaksızın peşinizden geliriz” dedi. İddianamedeki cinayet ve komplo suçlamaları, idam veya ömür boyu hapis cezası öngörüyor.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD’nin suçlamalarını sert bir dille eleştirerek, bunu “hiçbir hukuki dayanağı olmayan siyasi bir manevra” olarak nitelendirdi.
Díaz-Canel, uçakların düşürülmesinin “Küba kara sularında meşru müdafaa” olduğunu savunarak ABD’yi gerçekleri çarpıtmakla ve Küba halkına toplu cezalandırma uygulamakla suçladı. Díaz-Canel ayrıca, bu iddianamenin Küba’ya yönelik olası bir askeri saldırıyı meşrulaştırmak için uydurulduğunu iddia etti.
Gazetecilerin Castro’nun ABD’de yargılanması için nasıl bir yol izleneceğine dair sorularını yanıtlayan Todd Blanche, eski lider hakkında yakalama kararı çıkarıldığını doğruladı.
Blanche, ABD’nin operasyon düzenleyip düzenlemeyeceğine dair ayrıntı vermekten kaçınarak, “Kendi rızasıyla ya da başka bir yolla, buraya gelmesini bekliyoruz” ifadesini kullandı.
Bu açıklama, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında benzer suçlamalarla Venezuela’da gerçekleştirdiği operasyonla eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ele geçirip New York’ta hapse atmasını akıllara getirdi. Siyaset uzmanları, ABD’nin bu hamleyle Küba hükümeti üzerindeki baskıyı kademeli olarak artırmayı ve masada teslim olmaya zorlamayı amaçladığını belirtiyor.
ABD, son dönemde Küba’ya yönelik yaptırımları sıkılaştırırken, adaya yönelik petrol ve yakıt blokajı nedeniyle Küba’da elektrik kesintileri ve gıda kıtlığı yaşanıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba’nın bağımsızlık gününe denk gelen mesajında, adadaki elektrik ve gıda krizinin sorumlusunun Küba ordusu tarafından yönetilen GAESA holdingi olduğunu belirterek, “Başkan Trump, ABD ile yeni bir Küba arasında yeni bir yol sunuyor” dedi.
Başkan Trump ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Küba kökenli Amerikalılarla harika ilişkileri olduğunu ifade ederek, “İnsani açıdan yardım etmek için buradayız” değerlendirmesinde bulundu.
Fidel Castro’nun kardeşi olan ve Küba Devrimi’nin yaşayan son lideri olarak kabul edilen Raúl Castro, 2008-2018 yılları arasında devlet başkanlığı yapmış ve Barack Obama dönemiyle kısa süren bir yumuşama sürecine öncülük etmişti.
Castro, aktif görevlerinden birkaç yıl önce emekli olmuş olsa da ada siyasetindeki en nüfuzlu figürlerden biri olmaya devam ediyor.
1
Dünya Bankası: "Orta Koridor", ticareti ve tedarik zinciri direncini artırabilir
2
ABD Kongresinden Filistin-İsrail meselesinde ‘iki devletli çözüme’ destek
3
Magazin gündemi günlerce onları konuşmuştu! Serenay Sarıkaya ve Mert Demir el ele görüntülendi…
4
Alaska’da tüm zamanların sıcaklık rekoru
5
TJK 2025 yılı önemli koşu takvimini açıkladı