40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
53,9601£% 0.23
4.316,24%0,46
7.009,00%0,17
4784025฿%1.45105
02:00
25 Mart 2026 Çarşamba
Bakan Akın Gürlek’in avukatı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan suç duyurusu dilekçesinde, Özgür Özel’in Gürlek’e yönelik “sistematik karalama ve iftira kampanyası” yürüttüğü, “sahte belge kullanarak iftira attığı” belirtildi.
Dilekçede, Özel’in, Gürlek hakkında kamuoyunda algı oluşturmaya çalıştığı, belirli tarihlerde yaptığı açıklamalarla Gürlek’i hedef aldığı, Gürlek’in “kişilik haklarına ağır saldırı” yapıldığı ifade edildi. Özel’in daha önce de farklı tarihlerde aynı iddiaları dile getirdiğine işaret edilen dilekçede, bu durumun “süreklilik arz eden ve sistematik bir saldırı” niteliği taşıdığı kaydedildi.
“Gürlek’in onlarca taşınmazı olduğu” ve “bunların yasa dışı yollarla elde edildiği” iddialarının “tamamen asılsız, gerçeğe aykırı ve hayal ürünü” olduğu belirtilen dilekçede, Özel’in açıklamalarında kullandığı tapu görsellerinin “kamuoyunda algı oluşturmak amacıyla üretildiği” ve sahte olduğu aktarıldı.
Dilekçede, Özel’in “hakaret”, “iftira”, “özel belgede sahtecilik” suçlarını işlediği belirtilerek, atılı suçlardan cezalandırılması istendi.
Bakan Gürlek, ayrıca CHP Genel Başkanı Özel hakkında 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.
Arakçi, İran devlet televizyonuna gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Müzakere iddialarına ilişkin Arakçi, “Mesajlar yoluyla bazı fikirler söz konusu oldu ve bunlar üst makamlara iletildi. Gerek görülmesi halinde pozisyon alınır ve bu üst düzey yetkililerce açıklanır.” dedi.
İranlı Bakan, ABD’nin İsrail çıkarları için bölge ülkelerini feda ettiğini söyleyerek, “Şu anki siyasetimiz ülkeyi savunmaya devam etmektir ve ABD ile müzakere yok.” ifadesini kullandı.
Arakçi, ateşkesin savaşı tekrarlayan bir kısır döngü olduğunu belirterek, “Bazı ülkelerin dışişleri bakanları ve liderleri telefonla ateşkes için öneride bulundular, tavrımızı bu görüşmelerde de ilettik. Biz ateşkes istemiyoruz savaşın sona ermesini istiyoruz.” diye konuştu.
Abbas Arakçi, ABD’nin asıl önceliğinin “Siyonist rejim ve onun güvenliği” olduğunu belirtti.
İranlı bakan, İsrail’in hedeflerinin resmi olarak açıklananın çok ötesinde olduğunu; bu rejimin bölgedeki hakimiyetini ve hegemonyasını genişletmek için hedefler güttüğünü ifade etti. Arakçi, “Büyük İsrail” gibi projelerin de bu yaklaşımın bir göstergesi olduğunu söyledi.
Bakan Arakçi ayrıca, bu savaşın ne bir İran ne de bir ABD savaşı olduğunu, bunun bir “İsrail savaşı” olduğunu kaydederek, “Bu rejim, ABD’yi bu savaşın içine çekmiştir. Bu savaşın bedelini ise hem Amerikan halkı hem de bölge halkları ödemektedir.” dedi.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerle ilgili de konuşan Arakçi, şunları kaydetti:
“Silahlı Kuvvetlerin Hürmüz Boğazı’na girmesi halinde gerilimin artacağı hususunda tüm ülkeleri uyardık. Hürmüz Boğazı bizim kara sularımızda bulunuyor ve bizim hakimiyetimizde. Ayrıca bize göre kapalı değil, sadece düşmana ve onlarla bağlantılı olanlara kapalı.
Şu an gemiler boğazdan geçemiyor çünkü sigortaları, savaş koşullarını karşılamıyor. Bazı ülkeler bizimle irtibata geçip boğazdan geçiş talep ettiler ve biz de bazılarını kabul ettik. Şu an Çin, Rusya, Irak, Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gemileri geçebiliyor. Bu savaş sonrası da devam edecek.”
Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın altyapısına yönelik saldırı tehdidine dair ise “Altyapılarımıza yönelik saldırı tehdidine karşı bir felaketle karşı karşıya kalınacağı konusunda gerekli uyarılar Silahlı Kuvvetler tarafından yapıldı.” dedi.
Savaşın bedelini ABD halkı ile bölge halkının ödediğine vurgu yapan Arakçi, Avrupa ülkelerinin savaşa karşı olduklarına ancak pratikte İran’a yönelik saldırıları kınamadıklarına dikkati çekerek “Avrupa’nın uluslararası arenada önemli bir oyuncu olmadığını gösterdiler.” değerlendirmesinde bulundu.
Arakçi, ayrıca ülke dışında mahsur kalan İranlı hacılara ulaşım konusunda yardımcı oldukları için Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan ve Suudi Arabistan’a teşekkür etti.
Dışişleri Bakan Hakan Fidan, NSosyal hesabından Türkiye’nin dış politika yaklaşımına dair paylaşımda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye’nin sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşındığını belirten Fidan, şunları söyledi:
“Türkiye’nin dış politikası; günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir. Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür.”
Fidan, Türkiye’nin bölgedeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp barış ve istikrar için sorumluluk üstlendiğine işaret ederek, “Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde, tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez” dedi.
Guterres, New York’taki BM Genel Merkezi’nde, Orta Doğu’daki güncel gelişmelere yönelik basın açıklamasında bulundu.
İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başlamasından “sadece saatler sonra”, bunun bölgeye yayılma riski taşıdığı uyarısında bulunduğunu hatırlatan Guterres, “Aradan üç haftadan fazla bir süre geçmişken, bu savaş artık kontrolden çıkmış durumda. Çatışma, liderlerin bile hayal edilebilir sınırları içinde gördüğü eşikleri aşmış bulunuyor.” dedi.
Guterres, dünyanın daha geniş çaplı bir savaşın ve giderek artan insani ıstırap dalgasının ve daha derin bir küresel ekonomik şokun eşiğinde olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, diyalog ve barışa yönelik bir dizi girişimin halihazırda devam etmekte olduğunun altını çizen Guterres, bunun “mutlaka başarıya ulaşması” gerektiğini vurguladı.
BM’nin Orta Doğu’daki bu durumu daha yakından takip edebilmek için daha önce BM bünyesinde birçok görevi yerine getiren Jean Arnault’u, çatışma ve bunun sonuçlarına ilişkin BM çabalarına liderlik etmesi amacıyla Özel Temsilci olarak atadığını belirten Guterres, bölgedeki tüm taraflara savaşı sona erdirme ve diplomasiye dönme mesajı verdi.
Guterres, şunları söyledi:
“ABD ve İsrail’e mesajım şudur: Savaşı sona erdirmenin tam zamanıdır, zira insani ıstırap derinleşmekte, sivil kayıplar artmakta ve savaşın küresel ekonomik etkisi giderek daha yıkıcı bir hal almaktadır. İran’a mesajım ise komşularına yönelik saldırılarına son vermesidir. Güvenlik Konseyi bu saldırıları kınamış ve derhal sona erdirilmelerini talep etmiştir.”
Guterres, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasının gereğine değindiği basın açıklamasında, bu savaşın bölge genelinde ve çok daha ötesinde sivillere ciddi zarar verdiği ve onları “derin bir güvensizlik ortamına” ittiği değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan’daki insani duruma da değinen BM Genel Sekreteri, “Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını durdurmalıdır. İsrail ise Lübnan’da, en ağır darbeyi sivillere vuran askeri operasyonlarına ve saldırılarına son vermelidir. Gazze modeli, Lübnan’da asla tekrarlanmamalıdır.” ifadelerini kullandı.
Guterres, savaşın derhal sona erdirilmesi çağrısını yinelerken, “Savaş çözüm değildir. Bu felaketten bir çıkış yoluna ihtiyacımız var. Çıkış yolu diplomasidir. Uluslararası hukuka tam saygı, çıkış yoludur. Barış, çıkış yoludur.” dedi.