50,0410$%0,06
56,4088€%0,44
67,6363£%0,32
6.641,28%1,62
10.914,00%1,60
43.484,00%1,61
4.134,26%1,73
%
4031769฿%5.08967
2808.78Ł%5.91932
121432Ξ%7.65491
65.27%4.14919
49.99$%0.0459
06:06
04 Kasım 2026 Çarşamba
Demokratların Kongrenin iki kanadında çoğunluğu elde etmesi “tarihi mavi tsunami”, Trump’ın seçim yenilgisi ise “aşağılayıcı yenilgi” ifadeleriyle aktarıldı.
İsrail medyasında “Tek kaybeden Trump değil” ve “seçim sonuçları İsrail’i kaygılandırıyor” yorumları yapılırken, Trump’ın yenilgisinin “İsrail’in önüne yeni sınamalar” çıkaracağı değerlendirmesi öne çıktı.
Maariv gazetesinin haberinde, “Trump tek kaybeden değildi, seçim sonuçları İsrail’de derin kaygı uyandırıyor” başlığı kullanıldı. Gazetenin haberinde, “ABD’deki ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti güçlü bir darbe aldı, bu sonuçlar Washington ile İsrail arasındaki ilişkide de önemli etkiler doğurabilir.” yorumu yapıldı.
Maariv’in haberinde, ABD’nin İsrail’e yaptığı askeri yardımına karşı çıkan ve İsrail’in Gazze politikalarını eleştiren ilerici kanattaki Demokrat adayların Kongrede sandalye kazandığı belirtildi. Gazeteye göre bu durum, Washington’ın Tel Aviv politikasını değiştirmeyi hedefleyen akımı güçlendirdi.
Haberde, Maine eyaletinde Demokrat Troy Jackson’ın, 1997’den bu yana senatörlük yapan ve İsrail’in önde gelen destekçilerinden biri olan Cumhuriyetçi Susan Collins’i mağlup etmesine dikkat çekildi. Jackson’ın, seçim kampanyası sırasında İsrail’e sağlanan ABD askeri yardımının sona erdirilmesi çağrısında bulunduğu hatırlatıldı.
Gelişmelerin Demokrat Parti içindeki güç dengelerinin değiştiğini gösterdiği ifade edilen haberde, seçim sonuçlarının 2028 başkanlık seçimleri öncesinde parti yönetimi üzerinde İsrail politikasını değiştirme baskısını artırabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Yedioth Ahronoth gazetesi ise haberinde, “Trump için aşağılayıcı yenilgi: Demokratlar Temsilciler Meclisi ve Senatoyu ele geçirdi, tarihi mavi tsunami” başlığını kullandı.
Gazetenin haberinde, “Demokrat Parti büyük bir başarı elde etti ve Başkan Donald Trump’a ağır bir yenilgi yaşattı. Kamuoyu yoklamalarının öngördüğü gibi Temsilciler Meclisini kazanmakla kalmadı, Senatoda da zafer elde etti.” ifadelerine yer verildi.
Haberde, Demokratların Cumhuriyetçilerin kazanması beklenen seçim çevrelerinde dahi zafer elde ettiği vurgulandı. Bu durumun, Trump’ın görev süresinin kalan iki yılında atacağı adımları sınırlandırma imkânı sağlayacağı kaydedildi.
Yedioth Ahronoth, sonuçların Trump yönetimini “topal ördek” konumuna düşürdüğünü yazarken; bu ifadeyle, yasama organının muhalefetin kontrolüne geçmesi nedeniyle yasa ve kararların çıkarılmasında yaşanabilecek güçlüklere işaret edildi.
Israel Hayom gazetesinde de “Trump’ın ara seçimlerdeki yenilgisi Washington’daki tabloyu yeniden şekillendiriyor ve İsrail’in önüne yeni sınamalar çıkarıyor.” değerlendirmesinde bulunuldu. Gazeteye göre Demokratların Kongrenin iki kanadında kontrolü ele alması, ocak ayından itibaren onlara yasaları ve üst düzey atamaları engelleme, ayrıca Trump yönetimi hakkında soruşturma açma imkânı tanıyacak. Haberde, “Cumhuriyetçiler Başkandan uzaklaşmaya başlarken, İsrail kendisini çok daha eleştirel bir Kongreyle karşı karşıya bulacak” ifadeleri kullanıldı.
İran’la olası çatışma, yaptırımlar ve Kongrenin onayını gerektiren bölgesel anlaşmaların Beyaz Saray’la anlaşmazlık konularına dönüşebileceği uyarısı yapılan Israel Hayom’un haberinde, silah satışlarının İsrail’in kendi parasıyla finanse edilse bile Kongre denetimine tabi kalacağı vurgulandı. Haberde ayrıca, Trump’ın salı günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İsrail’e yapılan yıllık ABD yardımını bu yılın sonunda kesme konusunu görüştüğü ancak bunun nasıl uygulanacağını açıklamadığı aktarıldı.
Gazete, “İsrail’e karşıt bir Kongrenin varlığının Trump’ın İsrail’e desteğinin siyasi bedelini artırabileceğini ve parlamenter işbirliği gerektiren girişimleri engelleyebileceği” değerlendirmesine yer verdi. Haberde, Kongre komitelerinin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik ABD politikaları üzerinde baskı kurulabilecek platformlara dönüşebileceği ifade edildi.
Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen İsrail’in sağcı Kanal 14 televizyonunda ise seçim sonuçları, “Trump ve İsrail için ağır darbe” olarak nitelendirildi. Kanal 14’ün haberinde, Demokratların Kongrenin her iki kanadındaki kontrolünün, Trump yönetiminin yasama ve ekonomi alanındaki girişimlerini engelleyeceğine ve geniş kapsamlı parlamento soruşturmalarına zemin hazırlayacağına işaret edildi.
Haberde, Demokratların Senatoda yargıçların ve büyükelçilerin yanı sıra Savunma, Dışişleri ve Adalet bakanlıklarındaki üst düzey atamaları engelleme gücüne eriştiği belirtildi. Dış ilişkiler, savunma ve bütçe tahsislerinden sorumlu komite başkanlıklarının Demokratlara geçmesinin İsrail açısından doğrudan sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.
İsrail’e yönelik silah anlaşmaları ve sevkiyatları üzerindeki denetimin sıkılaşacağı kaydedilen haberde, Trump yönetimine İran’a yönelik askeri politikaları konusunda uygulanan baskının artacağı vurgulandı.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen saldırılarına devam ediyor.
Gazze’deki Aksa Şehitleri Hastanesinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun ez-Zuveyde beldesinde sivillerin kaldığı bir çadırı hedef aldığı belirtildi.
Açıklamada, hava saldırısı sonucu hayatını kaybeden 1 Filistinlinin cenazesi ile yaralanan 1 kişinin hastaneye getirildiği kaydedildi.
Yerel kaynaklar, hayatını kaybeden kişinin Abid Velid Matar adlı bir genç olduğunu bildirdi.
Resmi verilere göre, İsrail’in ateşkesten bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda 1602 kişi yaşamını yitirdi, 5 bin 794 kişi yaralandı.
İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ise toplam can kaybı 74 bin 618’e, yaralı sayısı 175 bin 920’ye yükseldi.
Campbell-Lendrum ve DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ’nün küresel sağlık meselelerinin ele alındığı haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.
COP31 için gelecek hafta Türkiye’de dünya liderleriyle bir araya geleceğini aktaran Ghebreyesus, “DSÖ olarak bir kez daha iklim krizinin aslında bir sağlık krizi olduğunu ve iklim eylemi için en güçlü gerekçenin sağlık olduğunu vurgulayacağız.” dedi.
İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin geleceğe dair teorik bir riskten ibaret olmadığının altını çizen Ghebreyesus, bunun etkilerinin hissedildiğini vurguladı.
Ghebreyesus, “İklim krizi, salgın hastalıkları tetikleme, kalp ve akciğer hastalıkları, kanser ve astım vakalarının artmasına yol açıyor ve sağlıklı beslenmeye erişimi daha maliyetli hale getiriyor.” ifadesini kullandı.
Campbell-Lendrum, “Türkiye, COP müzakereleri kapsamında sağlık gündeminin öncülerinden biri haline geldi. Nitekim Türkiye, iklime dirençli ve dinamik sağlık sistemlerini COP31 için belirlediği 10 öncelikten biri haline getirdi. Bunu somut bir ilerleme olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu.
Campbell-Lendrum, COP31’in ilk gününde oldukça kapsamlı bir “sağlık günü” düzenlenecek olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerinin altını çizdi.
DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus’un da bu etkinlikte yer alacağına işaret eden Campbell-Lendrum, iklim ve sağlık konusundaki mesajlarını burada yineleyeceğini belirtti.
Campbell-Lendrum, “(COP31’de) Önemli bir ilerleme kaydedilmesini umuyoruz. Son 30 COP zirvesinin temel gündem maddelerinde somut adımlar atıldığını görmeye ihtiyacımız var.” diyerek, temel gündem maddeleri arasında iklim değişikliğini tetikleyen ve sağlık risklerini artıran karbon emisyonlarının azaltılması, halihazırda yaşanılan iklim değişikliğinin etkilerine karşı insanların korunması ve finansman konularının yer aldığına dikkati çekti.
İklim değişikliğine en az katkıda bulunanların bu değişikliğe karşı en savunmasız olanlar olduğunu vurgulayan Campbell-Lendrum, “Öne sürdüğümüz sağlık temelli argümanların, geçmiş 30 COP zirvesinde gördüğümüzden daha güçlü eylemleri teşvik etmeye yardımcı olacağına dair büyük bir umut taşıyoruz.” dedi.
Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 10 binden fazla Ebola vakası ve 5 bin ölüm bildirildiğine işaret etti.
Bazı bölgelerde bulaşma hızı yavaşlasa bile yeni salgın odaklarının ortaya çıkmaya devam ettiğini söyleyen Ghebreyesus, “Yerinden edilmeler, yağışlı hava koşulları, sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar ve uzak bölgelere ulaşımda yaşanan zorluklar, müdahale çalışmalarını güçleştiriyor. KDC, bu yıl şimdiye dek 60 binden fazla vaka ve 1800 ölümle, son yılların en kötü kolera salgınlarından birini yaşıyor.” diye konuştu.
Ghebreyesus, Kenya’da ölümle sonuçlanan 9 Ebola vakasının bildirildiğini, Nijerya’da ise 1 vakanın doğrulandığını aktardı.
Kenya ve Nijerya’yı, dışarıdan gelen bu vakalara karşı gösterdikleri hızlı müdahale ve şeffaf raporlama süreçleri dolayısıyla takdir eden Ghebreyesus, şunları söyledi:
“Bu durum, ülkeler iyi hazırlandıklarında vakaları yönetebileceklerini ve hastalığın yayılmasını sınırlayabileceklerini gösteriyor. Seyahat kısıtlamaları getiren ülkelere, bu kısıtlamaları kaldırmaları çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kısıtlamalar, doğru olanı yapan ülkeleri cezalandırmakta, şeffaflığın önünde engel oluşturmakta ve müdahale çalışmalarına zarar vermektedir.”
Ghebreyesus, geçen ay Ebola virüsüne karşı onaylı olan ancak Bundibugyo virüsüne karşı onayı olmayan Ervebo’nun kullanıldığı bir aşı denemesinin başlatıldığını anımsattı.
DSÖ uzman grupları, söz konusu denemeye, özellikle Bundibugyo virüsüne karşı geliştirilmiş 2 aşı adayının daha eklenmesini önerdiğini aktaran Ghebreyesus, “Bu adaylar, Oxford Üniversitesi ile Hindistan Serum Enstitüsünce geliştirilen “ChAdOx1 BDBV” ve Moderna’nın “mRNA-1469″ adlı aşılarıdır. Deneme, DSÖ dahil ulusal ve uluslararası ortakların desteğiyle KDC Ulusal Biyomedikal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülüyor.” dedi.
Ghebreyesus, Sudan’da 3 yıldan fazla süren savaşın, dünyanın en büyük insani ve sağlık krizlerinden birine neden olduğunun altını çizdi.
Sudan’ın, yaşananlara rağmen uluslararası toplum tarafından unutulmuş ve görmezden gelinmiş durumda olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, şunları kaydetti:
“Sağlık hizmetlerine erişim, güvenlik sorunları, ilaç ve sağlık çalışanı eksikliği, insani yardıma erişimdeki kısıtlamalar ve sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar nedeniyle ciddi şekilde kısıtlanıyor. DSÖ, çatışmanın başlamasından bu yana 230’dan fazla saldırıyı doğruladı ve bu saldırılar, 2 binden fazla ölüme ve yüzlerce yaralanmaya neden oldu. Son zamanlarda artan insansız hava aracı saldırıları, siviller ve kritik sivil altyapı üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip.”
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Dinar olan 4,1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin, 7,02 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
Bostancı İlkokulu’nda görev yapan öğretmen S.D’nin kullandığı otomobil, okuldan dönüşte Gelenbe Mahallesi yolunda şarampole devrildi.
İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Kazada sürücü S.D, aynı okulda öğrenim gören çocuğu A.D, okul müdürü Ü.A, onun aynı okulda öğrenci olan çocuğu A.A. ve müdür yardımcısı Ü.E. yaralandı.
Yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.
Hayati tehlikesi bulunduğu öğrenilen Ü.E, ilk müdahalesinin ardından Manisa Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.