49,6090$%0,08
55,5785€%-0,14
66,4170£%-0,14
6.384,76%-0,62
10.548,00%-0,08
42.043,00%-0,08
3.995,69%-0,72
%
4011890฿%-0.06649
2832.46Ł%-0.45631
117025Ξ%-0.94739
64.64%0.77023
49.66$%-0.00283
05:54
25 Ekim 2026 Pazar
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Sultanbeyli Belediyesi Kültür-Eğitim-Sosyal Yatırımlar Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, yıllar içerisinde Sultanbeyli’nin yatırımlarla, aldığı hizmetlerle çok daha ileriye gittiğini görmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren özel önem verdiği ilçedeki yatırımların artırılması için her türlü öncülüğü yaparak yol gösterdiğini anlatan Kurtulmuş, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın, göreve geldiği andan itibaren arkadaşlarıyla beraber canla başla hizmete devam ettiğini dile getirdi.
October 24, 2026
Kurtulmuş, ekonomiden savunma sanayisine, dış politikadan hukuk ve demokrasi alanına kadar birçok reformu gerçekleştirirken, güçlü ve büyük Türkiye idealini ortaya koyarken şehirlerin yerinde saymasının düşünülemeyeceğine dikkati çekerek, şehirlerin, Türkiye’nin gelişmesinin önemli vitrinleri olduğunu belirtti.
Güçlü Sultanbeyli’nin aynı zamanda güçlü Türkiye’nin yansıması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Sultanbeyli’nin her alanda güçlü bir hale getirilmesi için hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimin el ele, omuz omuza, iç içe geçerek çalışması her türlü takdirin üstündedir. Ümit ediyorum ki bu çalışma temposuyla Sultanbeyli, önümüzdeki dönemde de fevkalade güçlü şekilde hizmet almaya ve hizmet üretmeye devam edecektir.” diye konuştu.
Açılışı yapılacak merkezlerden birisine merhum babası Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş’un isminin verilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, “İnsanın babası hakkında konuşması zordur. Babam ilk hocamdır, ilk yol göstericimdir. İnsanlığa dair, Müslümanlığa dair ilk bilgilerimi kendisinden hem şifahi olarak hem de tecrübe olarak öğrendim. Hayatını hayır hizmetlerine, ilme ve insanların okumasına adayan fevkalade önemli bir insandı. Hayat geliştikçe, yaşımız ilerledikçe çok insan tanıdık. İnsan tanıdıkça rahmetli babamın yerinin ne kadar doldurulmaz olduğunu çok daha iyi anladığımı itiraf etmek durumundayım. Allah ondan ve onunla birlikte bu ülkede bugünlere kadar gelmemizde emeği geçen bütün mücadele ehlinden razı olsun diyor, rahmetle, şükranla anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, dünyanın fevkalade zor bir süreçten geçtiğine dikkati çekerek, yaşanan çatışmalar, mücadeleler ve gerilimlere değindi.
“Dünya, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en zor dönemlerinden birisindedir.” diyen Kurtulmuş, yeni bir küresel sistemin kurulamamış olmasının dünyadaki bu çatışma ve gerilimleri daha fazla artırdığını söyledi.
Kurtulmuş, bu gerilimlerden, çatışmalardan fazlasıyla nasibini alan bölgenin ise Türkiye’nin tam da merkezinde bulunduğu coğrafya olduğunu dile getirerek, böylesine kritik bir dönemde, böylesine zor bir coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durulması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin bölgesel çatışma ve küresel gerilimlere rağmen güvenlik ve istikrarını birinci önceliği olarak seçtiğini belirten Kurtulmuş, “Türkiye, böylesine zor bir coğrafyada Allah’ın lütfuyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde tam manasıyla bir istikrar adası olmaya devam ediyor. Bu istikrar adası olma vasfımızın her türlü kazanımımızdan çok daha değerli olduğunun altını çizmek isterim. Allah bu ülkeye istikrarsızlığı, kargaşayı ve karışıklığı asla göstermesin. Bu istikrarımızın uzun yıllar, kıyamete kadar güçlenerek devam etmesini arzu ederiz.” şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, Türkiye’nin istikrarlı şekilde yoluna devam edebilmesi için küresel sistemdeki hedefinin, nerede durmak ve ne yapmak ile nasıl bir ülke olmak istediğinin özümsenmesi gerektiğini dile getirerek, gelecek dönemde Türkiye’nin önlenemez yükselişinin yaşanacağının altını çizdi.
Çevredeki bütün çatışmalarda Türkiye’nin ana tercihinin, “Diplomasi yoluyla en zor sorunlar bile çözülebilir”, “müzakerenin devam etmesi” ve “masanın açık tutulması” yönünde olduğunu anlatan Kurtulmuş, bölgedeki en önemli savaşlardan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın artık tamamıyla sonsuz yıpratma savaşına döndüğünü, Rusları da Ukraynalıları da bıktırdığını söyledi.
Kurtulmuş, “Esasında söyledikleri çok yüksek perdeden sözlere rağmen her iki taraf da çoktan anlaşmaya razıdır. Dolayısıyla Türkiye olarak ilk baştan itibaren bu konudaki tezimizi tekrarlıyoruz. Bir an evvel Rusya ile Ukrayna arasında barışın sağlanması, savaşın sona erdirilmesi sadece iki ülkenin değil başta Karadeniz ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bütün dünyanın beklentisidir.” dedi.

Amerika ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın da Hürmüz Boğazı ve Babulmendeb üzerinde devam eden çatışmalarla çoktan başlangıç noktasının fersah fersah ötesine geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu savaş, bütün dünya ekonomilerini hatta bütün dünyanın mali sistemlerini etkileyen bir yıkım savaşına dönmüştür. Bugün itibarıyla neredeyse 120 dolar seviyesine yükselen petrol fiyatları sadece İran’ı, Amerika’yı ya da bölge ülkelerini değil Türkiye dahil bütün dünya ülkelerini yakından etkilemektedir. Yine bu hafta sonu Avrupa’nın hemen hemen her şehrinde, başkentinde görülmesi muhtemel büyük sokak kavgalarının arkasında da devam eden bu bölgesel savaşların etkilerinin olduğu aşikardır. Fransa’nın, İtalya’nın ya da başka ülkelerin şehirlerinde insanların sokaklara çıkarken yakındıkları en önemli şeylerin başında gelen, petrol fiyatları olmak üzere geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığıdır. Dolayısıyla bu savaşın da bir an evvel sona erdirilmesi için Türkiye olarak başından beri her iki tarafa da telkin ve tavsiyelerde bulunuyoruz. Bakmayın yine yüksek perdeden konuştuklarına, Amerika ve İran, arka planda birbirleriyle görüşmelerini devam ettiriyor, her iki taraf da bir çözüm, bir nihai anlaşma noktasına gelmek için gayret sarf ediyor.”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bölgedeki ve dünyadaki en önemli sorunun İsrail’in 3 yılı aşkın süredir Filistin’de gerçekleştirdiği soykırım ve insan hakları ihlalleri olduğunu vurgulayarak, bugün gelinen noktada meselenin sadece Gazze ile Hamas’ın 7 Ekim olayları olmadığının ayan beyan ortada olduğunu söyledi.
Filistin meselesinde en önemli etkiyi ortaya koyan, her platformda Filistin’e sahip çıkanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye olduğunu belirten Kurtulmuş, Filistin davası konusunda parlamenter diplomasi çerçevesinde kendisinin de yürüttüğü çalışmaları anlattı.
Kurtulmuş, Türkiye’nin Filistin davasında haklılığını ortaya koyan tezlerine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Çünkü haklı olmaktan başka güçlü söz yoktur. Dünyanın en büyük medya gücüne sahip olabilirsiniz, dünyanın en büyük finans gücüne sahip olabilirsiniz, daha açık söyleyeyim, dünyanın neredeyse birçok başkentini de yönetebilirsiniz ama zalimseniz, haksızsanız sözünüzün beş para değeri yoktur ve insanlar gelir bir gün sözünüzün de sizin de değersiz insanlar olduğunuzu anlar. Bugün İsrail böyle bir noktaya doğru hızla gelmiştir. Şimdi seçimlerine birkaç gün kala her türlü melaneti işlemeleri mümkündür, her türlü zulmü işlemeleri mümkündür ama ne yaparlarsa yapsınlar, bunu size moral vermek için söylemiyorum, bugünler siyonist rejimin iyi günleridir. Önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim. Bütün insanlık, insanlığın vicdanı sokaklara çıkarak İsrail’in bu zulmüne, siyonizmin bu çılgınlığına ‘Dur’ demektedir. İnşallah bu çılgınlık durdurulacak ve Filistin sonunda özgür olacaktır.”
Kurtulmuş, Türkiye’nin böylesi bir dönemde iç kalesini de tahkim etmesi gerektiğinin altını çizerek, terör meselesinin geride bırakılmasının Türkiye’nin iç politikada birinci önceliği olduğunu vurguladı.
Terörsüz Türkiye hedefinde önemli adımların atıldığını dile getiren Kurtulmuş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un gereği olarak da bu konuyla ilgili adımlar atılacak ve artık Türkiye’de terör örgütü bütün silahlarını teslim ederek kendisini feshedecek ve böylece Türkiye, esenlik yurdu, barış yurdu olma noktasında önemli bir adımı daha geride bırakacaktır. Şimdiye kadar 50 yıllık terörle mücadelede kazananlar, terör ve savaş baronları oldu. Şimdi barışın, esenliğin, kardeşliğin temin edilmesiyle kazanan milletimiz olacak, 86 milyon vatandaşımız olacak. Kazanan barış ekonomisi olacaktır. Türkiye’nin her yerinde, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere her tarafında halkımız alın teriyle üretecek ve helalinden kazanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin terörü tamamıyla bitirerek bölgesinde yıldız ülke olmaya devam edeceğini söyleyen Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye hedefi sadece Türkiye için değil aynı zamanda bölge için de önemli bir hedeftir. Terörsüz Türkiye ile birlikte terörsüz bir bölgenin kurulduğunu da hep birlikte göreceğiz.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin iç kalesini tahkim etmesinin ve bu alanda atacağı adımların başarıyla sonuçlanmasının aynı zamanda yaklaşık bir asırdır uygulanan bölgedeki emperyalist projeleri de sona erdireceğini belirterek, şöyle konuştu:
“Bu bölgenin halklarını cetvelle çizilmiş sınırlarla birbirinden bölenler, Türkleri, Kürtleri, Arapları, Sünnileri, Şiileri, Marunileri, Nusayrileri birbirinden ayırt etmeye çalışanlar artık yolun sonuna gelmişlerdir. Güçlü Türkiye, bu bölgede halkların da toparlandığı güçlü bir merkez anlamındadır. Biz, sadece Terörsüz Türkiye meselesiyle bir örgütün silah bırakmasını değil aynı zamanda bir asır evvel dağıtılan parçalarımızın yeniden derlenmesini, toparlanmasını sağlıyoruz yani yeniden birliğin, beraberliğin, kardeşliğin ve bölge halklarının birlikte daha güçlü olmasının yolunu açıyoruz. Allah yolumuzu açık eylesin. Bu millete küçük hedefler yakışmaz. Tarih boyunca hiçbir zaman küçük hedefleri olmayan bu aziz millet, şimdi de büyük hedeflerle güçlü ve büyük Türkiye istikametinde yürüyor. İnşallah bölgedeki ve küresel gelişmeleri de en iyi şekilde takip ederek o gelişmelerin etkisinde kalmak değil tam tersine o gelişmeleri milletimizin hayrına kullanarak yolumuza devam ediyoruz.”
TBMM Başkanı Kurtulmuş’un konuşmasının ardından video konferans yöntemiyle temel atma ve açılış törenleri gerçekleştirildi.
Şehir Kütüphanesi, Hamidiye Gençlik Merkezi, Fetih Korusu Sosyal Tesisleri, Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Şehir Düşünce Merkezi ile Aydos Kalesi Tanıtım ve Sergi Salonu’nun açılışı yapılırken Akşemsettin Gençlik Merkezi, Battalgazi ve Mimar Sinan mahallelerinde inşa edilecek 4-6 yaş Kur’an kursları, Ahmet Yesevi Anaokulu, Aydos Sosyal Tesisi Projesi ve Sultanbeyli Terminali’nin temeli atıldı.
Törende AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik ile Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş da konuşma yaptı.
Türk Devletleri Teşkilatı Üye Devletleri Yüksek Denetim Kurumları Teşkilatı’nın (TURKSAI) tüzüğü Antalya’da imzalandı
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Azerbaycan’ın yüksek denetim kurumlarının temsilcileri ile Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanychbek Ömüraliev’in katılımıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi’nde imza töreni düzenlendi.
Törende konuşan TURKSAI ve Sayıştay Başkanı Metin Yener, teşkilatın kuruluş bildirgesinin 22 Kasım 2025’te İstanbul’da imzalandığını hatırlattı.
Tüzüğün üye ülkeler arasında mesleki bilgi, deneyim ve teknoloji paylaşımını geliştireceğini belirten Yener, “Tüzük, sadece hukuki bir metin değildir. Bu tüzük, üye ülkelerimiz arasında mesleki bilgi, tecrübe ve teknoloji transferini kurumsallaştıran, ortak denetim standartlarını ve iyi uygulama örneklerini yaygınlaştıran, Türk dünyasında şeffaflık, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim ilkelerini güçlendiren ortak bir gelecek vizyonudur.” dedi.
Yüksek denetim kurumlarının sorumluluğunun yalnızca geçmiş harcamaları denetlemekle sınırlı olmadığını vurgulayan Yener, kamu politikalarının ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini etkileyen hedeflerin de takip edildiğini kaydetti.
Kazakistan Yüksek Denetim Odası Başkanı Alihkan Smailov, tüzüğün imzalanmasının Türk ülkelerinin yüksek denetim kurumları arasındaki iş birliğinde yeni bir dönemi başlattığını belirtti.
Tüzüğün teşkilatın faaliyet ilkelerini ve çalışma usullerini belirleyeceğini aktaran Smailov, “TURKSAI statüsünün imzalanması, Türk ülkelerinin yüksek denetim kurumları arasındaki iş birliği tarihinin yeni bir sayfasını açmaktadır.” diye konuştu.
Smailov, 2029’da düzenlenecek bir sonraki genel kurula Astana’da ev sahipliği yapmaya hazır olduklarını bildirdi.
Kırgızistan Sayıştay Başkanı Almazbek Akmatov da tüzüğün mesleki iş birliğini güçlendireceğini ve deneyim paylaşımına kurumsal zemin hazırlayacağını ifade etti.
Özbekistan Sayıştay Başkan Yardımcısı Mekhriddin Abdullaev, tüzüğün teşkilatın hukuki ve kurumsal yapısını güçlendireceğini belirterek, iş birliğinde yeni bir dönemin başlayacağına inandığını dile getirdi.
Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanychbek Ömüraliev ise TURKSAI’nin üye ülkeler arasında mesleki dayanışmayı ve bilgi paylaşımını artıracağını aktardı.
Törene çevrim içi katılan Azerbaycan Sayıştay Başkan Yardımcısı Nasir Sadigov da tüzüğün üye ülkelere hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından üye ülkelerin temsilcileri tüzüğü imzaladı.
Tören öncesinde, 19-23 Ekim’de Sayıştay Manavgat Tesisleri’nde düzenlenen “TURKSAI Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Bilgi ve Tecrübe Paylaşımı Programı”nı tamamlayan katılımcılara sertifikaları verildi.
İmza töreninin ardından düzenlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Sempozyumu’nda ise kamu denetiminde sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konuları değerlendirildi.
Sempozyumda Sayıştay mensuplarının yanı sıra İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Amaçları İhtisas Komitesi Başkan Vekili Prof. Dr. Barış Alpaslan ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Portföy Yöneticisi Meral Mungan Arda konuşma yaptı.
Oberbayern Süd Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, dün akşam 21.15 civarında Berchtesgaden’deki Obersalzberg bölgesinde bulunan Kehlsteinhaus’ta yangın alarmı verildiği belirtildi.
Açıklamada, olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerinin binanın tamamen alevler içinde olduğunu tespit ettiği aktarıldı.
Bölgenin coğrafi koşulları nedeniyle yangın söndürme araçlarının olay yerine ulaşmakta zorlandığı bilgisi verilen açıklamada, yapının içine ve çevresine ancak solunum koruma ekipmanlarıyla girilebildiği kaydedildi.
Yangını söndürme çalışmalarının sürdüğü belirtilen açıklamada, evde kimsenin bulunmadığı ve yangında yaralanan olmadığı ifade edildi.
Açıklamada olaya ilişkin Traunstein polisi tarafından soruşturma başlatıldığı belirtildi.
Yangının çıkmasından kısa süre sonra polisin dikkatini çeken bir şüphelinin gözaltına alındığı bildirilen açıklamada, söz konusu kişinin yangınla bağlantısının olup olmadığının soruşturulduğu vurgulandı.
Oberbayern Süd Emniyet Müdürlüğünden yapılan bir sonraki açıklamada, gözaltına alınan 33 yaşındaki kişinin Berlin’de ikamet eden Alman vatandaşı olduğu belirtilerek, bu kişinin kundaklama suçu işlediğine dair kuvvetli bir şüphenin bulunduğu ifade edildi.
Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda şüphelinin ruhsal bir hastalığı bulunduğunun tespit edildiği aktarılan açıklamada, bu nedenle savcılığın şüphelinin bir psikiyatri hastanesine geçici olarak sevk edilmesini talep ettiği belirtildi.
Açıklamada mahkemenin de savcılığın talebini kabul ederek kundaklama suçlaması kapsamında şüphelinin psikiyatri hastanesinde tutulmasına yönelik karar verdiği kaydedildi.
Alman basınında yer alan haberlere göre yangınla ilgili düzenlenen basın toplantısına katılan polis amiri Gerhard Holzinger, şüphelinin yakalanmasına ilişkin bilgi verdi.
Holzinger, polis ve itfaiye ekiplerinin olay yerine giderken plakasız kırmızı motosiklet kullanan bir kişiyle karşılaştıklarını belirterek, yangının kundaklama olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak sürücünün ortak çalışmayla gözaltına alındığını söyledi.
Şu anda başka failler olduğuna dair herhangi bir ipucu bulunmadığını aktaran Holzinger, söz konusu motosiklete el konulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini kaydetti.
Traunstein Savcılığı Sözcüsü Rainer Vietze de şüphelinin ruhsal bir rahatsızlığı bulunduğunun gözlemlendiğini ve hazırlanan bilirkişi raporuyla bunun doğrulandığını aktardı.
Alman Haber Ajansının (DPA) haberine göre Kehlsteinhaus neredeyse tamamen yanarak kullanılmaz hale geldi ve binanın çatısının bazı bölümleri çöktü.
Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, yapının yeniden inşa edileceğini belirterek, binanın sigortalı olduğunu ve sigorta şirketine yapılabilecek olası taleplerin incelendiğini ifade etti.
Herrmann, yapının yeniden inşasının zaman alacağını dile getirdi.
1938’de 1834 metre yükseklikte inşa edilen yapı, bugün restoran olarak kullanılıyor ve binanın terasında yer alan sergide yapının tarihi anlatılıyor.
Yapı, Nazi döneminde üst düzey yetkililer tarafından siyasi temsil ve misafir ağırlama amacıyla kullanıldı. Adolf Hitler de burada diplomatları ve yabancı misafirleri ağırladı ancak yapıyı nadiren kullandı.
Kehlsteinhaus nasyonal sosyalizm döneminde daha çok Nazi yönetiminin üst düzey isimlerine dinlenme ve özel kutlamalar için hizmet etti.
Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Bakan Kemal Memişoğlu, Türk Parlamenterler Birliği Programı’nda katılımcılara hitap etti.
“Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık” modeliyle “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” programını başlattıklarını belirten Memişoğlu, Türkiye’nin öncelikli sağlık sorunlarına ve bu alanlarda yürütülen çalışmalara ilişkin bilgilendirmede bulundu.
Memişoğlu, Türkiye’nin beş temel sağlık sorunu bulunduğunu vurgulayarak, bunların obezite, tütün ve kötü alışkanlıklar, uyuşturucu, davranışsal bağımlılıklar ve düşük doğurganlık hızı olduğunu belirtti.
Tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getiren Memişoğlu, “Bugün son yapılan TÜİK araştırmasında Türkiye’de şu anda 13 ile 17 yaş arasındaki çocukların, gençlerin nüfusu 7,5 milyon. 7,5 milyonluk bu nüfusun 2,5 milyonu sigara kullanıyor. Yani 13 ile 17 yaş arasındaki nüfusun yüzde 30’u sigara kullanıyor. Türkiye’de toplumun sigaraya başlama yaş ortalaması 17, onun için dramatik bir sorunla karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Memişoğlu, aile hekimlerinin çalışmalarıyla son bir yılda 8 bin kişiye klinik belirti oluşmadan kanser tanısı konulduğunu belirterek, erken teşhisin önemini vurguladı.
Aile hekimleri aracılığıyla hastanelerden randevu alınabildiğini aktaran Memişoğlu, hastaların belirtileri ve geçmişlerine ilişkin bilgilerin ilgili hekimlere elektronik sistem üzerinden iletilebildiğini kaydetti.
Memişoğlu, Türkiye’de sağlık altyapısının önemli ölçüde güçlendirildiğine işaret ederek, hastane sayısının 1156’dan 1526’ya, yatak sayısının 164 binden 274 bine yükseldiğini, nitelikli yatak sayısının 18 binden 184 bine, yoğun bakım yatak sayısının ise 2 binden 48 bine çıkarıldığını, sağlık çalışanı sayısının da 378 binden 1,5 milyona ulaştığını söyledi.
Normal doğumun desteklenmesine yönelik çalışmalara da değinen Memişoğlu, normal doğumun fizyolojik olduğunu, sezaryenin ise bir ameliyat şekli olduğunu ifade etti.
Memişoğlu, ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarına gebeliğin son üç ayında ebe tahsis edildiğini ve “Anne Yolculuğu” mobil uygulamasının hayata geçirildiğini anımsatarak, 2024’ten bu yana ilk kez primer sezaryen oranlarının 5,5 puan düştüğünü açıkladı.
Evde sağlık, palyatif bakım, uzaktan sağlık hizmetleri ve aile hekimliğini entegre eden bir sistem oluşturduklarını belirten Memişoğlu, uygulamanın Kayseri ve İzmir’de pilot olarak yürütüldüğünü, uygulamanın Türkiye genelinde yaygınlaştırılacağını anlattı.
Memişoğlu, sağlıklı bireylerin sağlıklarını korumalarına yönelik esenlik mevzuatını da hayata geçirdiklerini aktararak, şunları kaydetti:
“Esenlik mevzuatı ne biliyor musun? Sağlam insanların sağlıklı kalması için olan sağlık hizmeti bu. Özel sektörde açtık bunu. İki tane kırmızı çizgimiz var, Bir, tedavi maksatlı ve tedavi amaçlı uygulama olmayacak. İki, nekahet döneminde de olmayacak. Yani ameliyat olduğunuz altı ay içinde, o iyileşme döneminde siz ona esenlik merkezinde bakamazsınız. Ama altı ay geçti, fizik tedavi alacak. O zaman isterseniz bu esenlik merkezlerinde rahatlıkla sağlık hizmeti alabiliyorsunuz.”
Bakanlık görevine başladığından bu yana 524 aile sağlığı merkezi ve 45 sağlıklı hayat merkezi yaptıklarını hatırlatan Memişoğlu, 365 aile sağlığı merkezinin inşaatının sürdüğünü ve 766 merkezin daha planlandığını, bu yıl 68 hastanenin tamamlandığını, 12 ağız ve diş sağlığı merkezi yapıldığını ve 106 hastanenin inşaatının devam ettiğini bildirdi.
Memişoğlu, “Üreten Sağlık” modeliyle bilimsel fikirleri ürüne dönüştürmeyi ve yerli sağlık teknolojilerini geliştirmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Türkiye’de mobil röntgen cihazı üretildiğini, ASELSAN ile geliştirilen kalp-akciğer makinesinin yüzde 90’ın üzerinde yerlilik oranıyla kullanılmaya başlandığını belirten Memişoğlu, iki yıl içinde yüzde 70 yerlilik oranına sahip ultrason cihazları üretilmesinin ve 8 aşının yerli olarak geliştirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Bebek ölüm hızının sağlık hizmetlerinin niteliğini gösteren önemli ölçütlerden biri olduğu değerlendirmesinde bulunan Memişoğlu, 2002’de canlı doğumda binde 31,5 olan bebek ölüm hızının bugün binde 7,7’ye düştüğünü, oranın 2024’te binde 8,9 iken bir yılda binde 7,7’ye gerilediğini sözlerine ekledi.
Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, bugün itibarıyla iç hat uçuşlarının 1, ulusal hava yolu şirketlerinin dış hat uçuşlarının ise 2 numaralı terminalden yapılacağı belirtildi.
Açıklamada, rezervasyonu bulunan yolcuların havalimanına gitmeden önce uçuş durumlarını kontrol etmek için hava yolu şirketleriyle iletişime geçmeleri gerektiği aktarıldı.
Uçuşların iki terminal arasında yeniden dağıtılmasının gerekçesine ilişkin bilgi verilmedi.
Husiler, 23 Ekim’de Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yeni bir saldırı düzenlediklerini duyurmuş, Suudi Arabistan makamları ise saldırıyı doğrulamamıştı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Türki el-Maliki, havalimanının 7-11 Ekim’de 10’u balistik füze, 10’u insansız hava aracı (İHA) olmak üzere 20 saldırıyla hedef alındığını belirtti. Maliki, saldırılarda 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 333 kişinin yaralandığını aktardı.
Husilerin bu saldırıları nedeniyle havalimanının 3. ve 4. terminalinde hasar meydana gelmiş ve uçuşlara ara verilmişti.
Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı “askeri bir hedef” olarak gördüklerini belirtti.
Havalimanının güvenli olmadığını savunan Seri, tüm hava yolu şirketlerine Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı kullanmama uyarısı yaptı.
Seri, havalimanına saldırılarını sürdüreceklerini ifade etti.
Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndan yapılan açıklamada, 2 terminalden iç ve dış hat uçuşlarının yapılacağı açıklanmıştı.
Husiler, 23 Ekim’de Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yeni bir saldırı düzenlediklerini duyurmuş, Suudi Arabistan makamları ise saldırıyı doğrulamamıştı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Türki el-Maliki, havalimanının 7-11 Ekim’de 10’u balistik füze, 10’u insansız hava aracı (İHA) olmak üzere 20 saldırıyla hedef alındığını belirtti. Maliki, saldırılarda 17 kişinin hayatını kaybettiğini, 333 kişinin yaralandığını aktardı.
Husilerin bu saldırıları nedeniyle havalimanının 3. ve 4. terminallerinde hasar meydana gelmiş ve uçuşlara ara verilmişti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.