49,7782$%0,07
55,6626€%0,15
66,5334£%0,22
6.419,68%-0,09
10.553,00%-0,16
42.061,00%-0,16
4.011,28%-0,14
%
3979586฿%0.44342
2814.37Ł%0.13289
115432Ξ%0.36678
64.68%0.8765
49.72$%0.01039
05:56
27 Ekim 2026 Salı
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, konuya ilişkin bilgi verdi.
Maliki, Riyad yakınlarında ve ülkenin güney bölgesinde toplam 3 İHA’nın engellenerek imha edildiği bilgisini verdi.
Yemen, İran destekli Husilerin Eylül 2014’te başkent Sana’yı ve bazı vilayetleri kontrol etmesinin ardından başlayan iç savaşa sahne oluyor.
Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, Mart 2015’ten bu yana uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine destek veriyor.
Yemen’de hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar son dönemde artarken İran destekli Husiler, kendilerine yönelik saldırılardan sorumlu tuttukları Suudi Arabistan’ı balistik füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alıyor.
Türk, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
İsrail’in, 23 Ekim’den bu yana Batı Şeria’daki El Halil kentinde gerçekleştirdiği “saldırgan operasyonlarda” 2 binden fazla Filistinlinin zorla yerinden edilmesine, evlerin ve ticari mülklerin yıkılmasına ve sakinlerin serbestçe hareket etmelerinin engellenmesine yol açtığını kaydeden Türk, alınan kapsamlı önlemlerin, gereksiz ve orantısız güç kullanımına ilişkin ciddi endişeleri artırdığını ve bunun sona ermesi gerektiğini belirtti.
Türk, “İsrail’in uyguladığı abluka, birçok kişiyi evlerine ve yakın çevrelerine hapsediyor. İsrail hükümetinin üst düzey yetkililerinin açıklamaları, uygulanan önlemlerin cezalandırıcı nitelikte olduğunu ve korku salmak için tasarlandığını gösteriyor. Bu kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
Yerinden edilenlerin evlerine dönmelerine izin verilmesi gerektiğinin altını çizen Türk, İsrail’in, yasa dışı tahliyeler ve yıkımlar nedeniyle yerinden edilenlere tazminat ve onarım sağlaması gerektiğine işaret etti.
Türk, “Toplu cezalandırma, uluslararası hukukun ciddi bir ihlalidir. Tüm mahallelerin boşaltılması ve yok edilmesi tehditleri de, etnik temizlik konusunda ciddi endişeleri artırıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
El Halil’deki askeri saldırı ve kuşatma, kentin kuzeybatı girişindeki Ferş el-Heva bölgesinde 23 Ekim’de bir İsrail kontrol noktasında yaşanan silahlı saldırının ardından başladı.
İsrail kaynaklarına göre, saldırıda 2 İsrail askeri öldü, 3 asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren 2 Filistinli de İsrail ordusu tarafından öldürüldü.
Saldırı sonrasında İsrail ordusu, El Halil’de 2 binin üzerinde Filistinliyi evlerinden zorla çıkardı, konut ve iş yerlerini yıktı, kentin giriş ve çıkışlarını kapatarak günlük yaşamı felce uğrattı.
İşgalci İsrail’in 23 Ekim’de kontrol noktasında yaşanan silahlı saldırının ardından El Halil kentinde başlattığı kuşatma dördüncü gününde devam ediyor.
El Halil Belediyesi, kuşatma kapsamında Ayn Deyr Baha ve Celde bölgelerinde 491 ailenin evlerinden zorla çıkarıldığını, 3 binden fazla Filistinlinin yerinden edildiğini aktardı.
Zorla yerinden edilenler arasında 209 bebeğin, 258 yaşlının, 137 hamile veya emziren kişinin, 32 özel ihtiyaç sahibinin ve 198 kronik hastanın bulunduğu ifade edildi.
Ayrıca Cebel er-Rahme bölgesindeki bir cadde Filistinlilerle Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler arasında bölündü ve bölge sakinlerinin hareket ve ulaşımı kısıtlandı.
İsrail’in askeri hareketliliği bölgede yaklaşık 1 milyon kişiyi olumsuz etkiledi. Sahada pek çok kontrol noktası kurulurken 70’den fazla kişi gözaltına alındı.
El Halil’in Ayn Deyr Baha ve Celde bölgelerinde konuşlanan İsrail askerleri, girişleri kapatarak evlerinden çıkarılan bölge sakinlerinin dönüşünü engelliyor.
Ayn Deyr Baha sakinlerinden Macide Şuveyki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşadıkları zorlukları anlattı.
Şuveyki, “İsrail askerleri evden ayrılmamız için yarım saat süre verdi. Bu toparlanmak ya da alınması gerekenleri almak için yeterli bir süre değildi.” dedi.
Kendilerine tanınan dar vakitte sadece bazı temel ihtiyaçlarını, kimliklerini ve çocukları için birkaç parça kıyafet alabildiğini söyleyen Şuveyki, İsrail askerlerinin evde kalmaya başladığını aktardı.
Şuveyki, İsrail askerleri evde olduğu için evlerinin durumunu kontrol etmek üzere dönemediklerini belirterek, zamanında binbir emekle kurdukları evlerinin ne halde olduğu konusundaki endişesini şu sözlerle ifade etti.
“Endişeliyiz çünkü bizi evden çıkardılar ve kendileri yerleştiler. Biz ise evde neyi tahrip ettiklerine veya ne yaptıklarına bakmaya bile gidemiyoruz. Endişeliyim, eşyalarımıza ne olduğunu bilmiyorum.”
Askeri birliklerin bölgede konuşlandığını, girişlerin kapatıldığını ve bölge sakinlerinin evlerine ulaşmalarının engellendiğini kaydeden Şuveyki, evine ne zaman dönebileceğini bilmediğini vurguladı.
Şuveyki, evine geri dönmesini engelleyen şartların ne zaman ortadan kalkacağını bilmediğini ifade ederek, “Şimdilik kardeşimin yanında kalıyoruz, evimize ne zaman dönebiliriz bilmiyoruz.” dedi.
Şuveyki, yakınlarının şimdilik ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ancak bunun daimi bir çözüm olmadığını şu sözlerle anlattı:
“Yarın ne olur bakacağız, o zamana dek ailemin yanındayız. Hamdolsun, ailem tüm ihtiyaçlarımı karşılıyor, insanlar arasında bir dayanışma var. Ancak bu meseleye çözüme kavuşturmuyor sadece geçici bir çare.”
Şuveyki, okula giden bir kızı olduğunu ve bu durum karşısında ne yapacaklarını bilemediğini aktardı.
“Evden ayrılırken 12. sınıftaki kızım ders kitaplarını ve okul eşyalarını alamadı.” diyen Şuveyki, ortaöğrenimin son senesinde, eğitim hayatı için dönüm noktasında olan kızının derslerine odaklanamadığını dile getirdi.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, El Halil’de evlerinden çıkarılan yaklaşık 2 bin Filistinlinin, İsrail’in kentte Hamas’ın “altyapısı” olarak nitelendirdiği yapıları ortadan kaldırana kadar evlerine dönemeyeceğini savunurken Başbakan Binyamin Netanyahu da saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’da 1967’deki savaştan bu yana görülmemiş ölçekte bir askeri saldırı düzenleme tehdidinde bulunmuştu.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Tera Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ hakkında aldığı kararlar kurulun internet sitesinde yayımlandı.
Buna göre, SPK, Tera Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ’nin sermaye piyasası faaliyetlerinin geçici olarak durdurulmasına ve Tera Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu işleme kapatılan ama tasfiyede olmayan yatırım fonları ile gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının tasfiye sürecine dahil edilmesine karar verdi.
Kurul, Tera Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu yatırım fonları ile gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının tasfiyesi için Türkiye İş Bankasının, Pusula Portföy Yönetimi AŞ’nin kurucusu olduğu yatırım fonları ile gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının tasfiyesi için Ziraat Bankasının görevlendirilmesini kararlaştırdı.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, saldırılar güneydeki Sur kenti ile Nebatiye vilayetine bağlı beldelerde yoğunlaştı.
İsrail ordusu, akşam saatlerinde Nebatiye’ye bağlı Kantara beldesi çevresine hava saldırısı düzenledi.
İsrail topçuları da Sur’a bağlı Mansuri beldesi ile Nebatiye’deki Mifadun beldesinin çevresini hedef aldı.
Öte yandan İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA), Mifadun ve Şevkin beldeleri arasındaki bir evin çatısına iki mühimmat bıraktı.
İsrail ordusu ayrıca Nebatiye’ye bağlı Doğu Zavtar beldesinin Rüveys Mahallesi’nde geniş çaplı patlatma gerçekleştirdi.
İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyinde onlarca beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti, saldırılarla birlikte ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes daha sonra birkaç kez uzatılmıştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 12 Ekim’deki son açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda en az 4 bin 389 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.
Öte yandan İsrail ve Lübnan, 26 Haziran’da ABD’nin arabuluculuğunda iki ülke arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmeyi ve uzun vadeli barışı sağlamayı amaçlayan bir “çerçeve anlaşma” imzalamıştı.
Anlaşma, İsrail’in işgal ettiği Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini ve taraflar arasındaki müzakere sürecinin sürdürülmesini öngörüyor. Ancak İsrail varılan anlaşmaya rağmen Lübnan’daki işgalini ve saldırılarını sürdürüyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.