49,8225$%0,07
55,4257€%-0,11
66,2781£%-0,11
6.482,58%-0,28
10.626,00%-0,38
42.358,00%-0,36
4.043,12%-0,41
%
4041727฿%1.70903
2870.94Ł%2.23638
117750Ξ%2.15165
66.69%2.98846
49.77$%0.08185
12:53
27 Ekim 2026 Salı
Dosya, dünyayı değiştirebileceği iddia edilen teknolojiyi geliştirmek için devasa büyüme ve muazzam rekabet baskısıyla mücadele eden şirketin karşı karşıya olduğu potansiyel engelleri haritalandırdı.
Şirket, güçlü yapay zekanın insanlığın en zor sorunlarını çözmeye yönlendirilmesi ve risklerin sorumlu bir şekilde yönetilmesi halinde potansiyelin olağanüstü olduğuna inandığını belirterek yatırımcılara güvence vermeye çalıştı.
Kötü niyetli kişilerin yapay zekayı tehlikeli silahlar geliştirmek için kullanabileceğine dikkat çekilen raporda, güvenlik önlemlerinin aşılabileceği vurgulandı.
Şirket eylül ayında, modellerini biyolojik silahların geliştirilmesini destekleyebilecek şekilde kullanan birden fazla hesabı engellediğini duyurdu. Ayrıca, özerk eylemlerde bulunmak üzere tasarlanan yapay zeka aracılarının veri sızdırma, yetkisiz işlemler ve diğer sistemlere kötü kod ekleme gibi eylemler için kullanılabileceği belirtildi.
Yapay zeka aracılarının insanların amaçlamadığı şekillerde kendi başlarına hareket etmesi, son aylardaki en endişe verici gelişmelerden biri olarak öne çıkıyor. Saatlerce veya günlerce karmaşık görevleri üstlenebilen sistemlerin, etkili bir müdahale yapılamadan kodları değiştirebileceği, diğer sistemleri hackleyebileceği ve finansal işlemleri tamamlayabileceği ifade edildi.
Nitekim şirketin dört modelinin yönetici erişimi elde etmek ve özel bilgileri okumak da dahil olmak üzere üçüncü taraf sistemlere sızdığı bildirildi.
Teknolojinin çok hızlı büyümesi nedeniyle yapay zekanın ne yaptığını izleme yeteneğinin de kaybolabileceği, bazı modellerin değerlendirme mekanizmalarını manipüle ederek izlerini örtmeye ve davranışlarını gizlemeye çalıştığı kaydedildi.
Anthropic, yapay zeka modellerinin bazen kendini koruma amacıyla insanları manipüle edebileceğini ve karar alma süreçlerini etkilemek için şantaja benzeyen davranışlarda bulunabileceğini açıkladı.
Bu tür olayların gerçek bir zararla sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmaksızın dava riski, düzenleyici incelemesi veya itibar zedelenmesine yol açabileceği belirtildi.
Sektördeki yasal baskıların arttığına dikkat çekilen dosyada, ABD’de California ve diğer 15 eyaletin ChatGPT üreticisi OpenAI hakkında güvenlik soruşturması başlattığı hatırlatıldı.
Yapay zeka kullanımının yol açtığı zararların cezai soruşturmalara neden olabileceği ve sigorta sektörünün bu tür feci olaylar için poliçe yazamayabileceği kaydedildi.
ABD Savunma Bakanlığı, teknolojinin kitlesel gözetim veya otonom silahlar için kullanılmaması gerektiğini savunarak şirketi bir tedarik zinciri riski ilan ederken, Ticaret Bakanlığı da güvenlik endişeleriyle ihracat kısıtlamaları getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın da zaman zaman şirketin uyarılarına tepki gösterdiği, ancak Anthropic’in güvenli gelişim için standart yaklaşımları savunmaya devam edeceği vurgulandı.
Yapay zeka modellerini eğitmek ve sistemlere güç sağlamak için gereken bilgi işlem bileşenlerini güvence altına almak şirket için büyük bir zorluk oluşturuyor. Tedarik zinciri yüksek talebe ayak uyduramazken, teknoloji endüstrisi altyapı arayışında dünyanın en büyük şirketleriyle rekabet ediyor.
Dünya çapında yapay zeka altyapısı harcamalarının 2027 yılında yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Öte yandan çevre ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri nedeniyle ABD genelinde veri merkezlerine yönelik tepkiler de büyüyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde 68 milyar dolar değerindeki 45 veri merkezi projesinin engellendiği belirtilirken, Anthropic ABD dışında daha fazla veri merkezi inşa etmeye çabalıyor.
İşinin büyük bir kısmı sınırlı bir ürün yelpazesine ve müşteri havuzuna bağlı olan Anthropic, iş modeliyle ilgili belirsizliklerle karşı karşıya kalıyor. Şirkete 2 trilyon dolara kadar değer biçeceği bildirilen ilk halka arz ile dünyanın en değerli şirketlerinden biri olma potansiyeli taşısa da itibar riskleri ön plana çıkıyor.
Şirketin güvenlik taahhütlerinden sapması halinde sadece halk nezdinde değil, çalışanları arasında da büyük bir kriz yaşanabileceği uyarısı yapıldı.
Güvenlik ilkelerinden uzaklaşılmasının çalışanlarda moral bozukluğu, hayal kırıklığı, liderliğe güven kaybı ve üretkenlikte azalmaya neden olabileceği ifade edildi.
Gelecek ay yapılacak kritik İngiltere-AB zirvesi öncesinde, İngiltere’nin birlik ile daha yakın bir uyum için bir dizi seçeneği değerlendirdiği belirtiliyor.
Gelişme, başbakanın hayatı boyunca İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne yeniden katıldığını görmek istediğini açıklamasının, ancak referandum olmadan ülkeyi AB serbest dolaşım kurallarına döndürmeyeceğini vurgulamasının ardından geldi.
Başbakan halkın iradesinin önüne geçmeyeceğini veya kendi inançlarını dayatmayacağını vurgularken, Brexit’in o dönemde insanların söylediği gibi sonuçlanmadığını savundu.
Başbakan ayrıca bu parlamento döneminde AB’ye yeniden katılma ihtimalini dışladı. Kaynaklar, The Times gazetesine AB ile görüşmelerin halihazırda yapıldığını ve tartışmaların başbakan tarafından yapılacak herhangi bir resmi duyurudan önce gerçekleşeceğini söyledi.
İngiltere Başbakanlığı, İngiliz ve Avrupalı yetkililerin AB ile serbest dolaşıma dönüşü görüştüklerini yalanladı.
Başbakanın resmi sözcüsü, müzakerelerin yalnızca gelecek ay yapılacak zirveye ve orada yapmayı umdukları pratik anlaşmalara odaklandığını söyledi.
Sözcü, bu anlaşmaların ekonomiye milyarlarca sterlin katkı sağlayacağını ve İngiliz işletmelerini geride tutan bürokrasiyi azaltacağını ifade etti. Başlangıçta müzakere edilen anlaşmanın açıkça yeterince iyi olmadığını belirten sözcü, zirvenin bunu ele alma konusunda bir adım olacağını kaydetti.
Burnham, kasım ayının sonlarında Brüksel’de düzenlenecek bir zirvede AB liderleriyle bir araya gelecek ve burada başbakanın birlik ile daha yakın ilişkiler için bir dizi anlaşma sağlamayı umduğu belirtiliyor.
İngiltere ve AB, bir sağlık ve bitki sağlığı anlaşmasının parçası olarak gıda ve içecek standartları konusunda anlaşmaya varmayı, aynı zamanda Avrupa’da Üretildi programında ilerleme kaydetmeyi bekliyor.
İngiliz müzakerecilerin, endüstrileri haksız Çin rekabetinden korumak için tasarlanan programdan bir muafiyet elde etmeyi umduğu ifade ediliyor.
Bu durum, Burnham’ın İngiltere’nin sonuna kadar giderek birliğe yeniden katılabileceğini söylemesinden ancak ülkenin geleceğinin karar vericisinin İngiliz halkı olacağını vurgulamasından sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti. Burnham bu parlamento süresince Sir Keir Starmer’ın serbest dolaşıma, tek pazara veya gümrük birliğine dönüşü içermeyen kırmızı çizgilerine sadık kalma sözü vermişti.
Ancak Burnham bu hafta sonu, İşçi Partisi’nin bir sonraki seçim manifestosuna serbest dolaşıma dönüşü koyabileceğinin sinyalini verdi.
Bununla birlikte Burnham, İşçi Partisi’nin anket oranlarındaki artışın ardından kendi yetkisini güvence altına almak ve seçmenlere yeniden katılma tekliflerini sunmak için erken seçime gidebileceği yönündeki spekülasyonların ortasında yakın zamanda bir genel seçim çağrısı yapılmayacağının altını çizdi.
Pazartesi günü konuşan başbakan ayrıca İngiltere’nin göçmen krizinden Brexit’i sorumlu tutarak, AB’den ayrılmanın İngiltere’yi daha zayıf bir kontrole maruz bıraktığını savundu. Burnham, özellikle göç söz konusu olduğunda işlerin o dönemde insanların söylediği gibi yürüdüğünü düşünmediğini söyledi.
Şu anda daha zayıf bir kontrole sahip olduklarını düşündüğünü belirten Burnham, küçük tekneler krizinin ortaya çıkmasının nedeninin insanları geri gönderememeleri olduğunu ve insanların bunu eskiden yapabildikleri gibi yapamadıklarını bildiklerini ifade etti.
Rakamlar, Çin’in daralan iş gücünün hem dünyanın en büyük ikinci ekonomisini hem de genel olarak küresel büyümeyi nasıl etkileyeceğine dair işaretler açısından yakından takip ediliyor.
Analistler, en son verilerin Çin’in aileler, emekli maaşları ve sağlık harcamaları üzerinde etkileri olabilecek yaşlanan nüfusla mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Çin son yıllarda yaşlı nüfusun artan oranına hazırlanırken, genç nesilleri evlenmeye ve çiftleri daha fazla çocuk sahibi olmaya teşvik ediyor.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun son verileri, ülkede şu anda 65 yaş ve üzerinde 223 milyondan fazla kişi bulunduğunu ve bu sayının ülke toplam nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturduğunu gösterdi.
Aynı zamanda 14 yaş ve altında yaklaşık 213 milyon çocuk bulunuyor. İstatistiklerle birlikte resmi bir açıklama yayımlanmadı.
Ancak Çin devlet kontrolündeki haber organı Global Times, ülkenin orta derecede yaşlanan bir topluma girişinin, geçmiş doğum gruplarının büyüklüğü ve uzayan yaşam süresi gibi bir dizi faktörün sonucu olduğunu yazdı.
Gazete, bu değişimin emeklilik, sağlık ve uzun vadeli bakım sistemleri üzerinde ek bir baskı yaratabileceğini, aynı zamanda yaşlı tüketicilere hitap eden gümüş ekonomi alanında fırsatlar yaratabileceğini belirtti.
Global Times’a konuşan bir araştırmacı, bu durumun kısa vadeli bir olgudan ziyade demografik gelişimdeki tarihi bir eğilimi yansıttığını söyledi.
Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Stuart Gietel-Basten, demografik değişimin sembolik olduğunu ve daha fazla kamu harcamasının aileler ve okullardan emekli maaşları ile sağlık hizmetlerine kayabileceğini gösterdiğini söyledi.
Singapur Ulusal Üniversitesi sosyoloji öğretim görevlisi Mu Zheng, ekonomik büyümenin yanı sıra halkın harcama gücünü de sınırlayabileceği için bu durumun ülkenin hedefleri açısından bir zorluk oluşturabileceğini ifade etti.
Çin’in yaşlanan nüfusu, hızlı kentleşme ve 1980’den 2015’in sonuna kadar uygulanan tartışmalı tek çocuk politikasının etkileri de dahil olmak üzere bir dizi faktörden kaynaklanıyor. Ülke hükümeti, Çin’in hızlı nüfus artışını kontrol altında tutmak için tasarlanan stratejinin başladığı günden bu yana yaklaşık 400 milyon doğumu engellediğini tahmin ediyor, ancak bu rakam tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Mu, politikanın nüfusun daralmasında önemli bir rol oynadığını ve giderek artan sayıdaki yaşlı akrabalara destek olacak daha az genç olduğu anlamına geldiğini söyledi. Ancak ailelerin büyüklüğü üzerindeki kısıtlamaları hafifletmesine rağmen Pekin yönetimi çiftleri daha fazla çocuk sahibi olmaya ikna etmekte zorlanırken, doğum oranları tarihi düşük seviyelere ulaştı.
Mu, doğurganlık oranları üzerinde baskı yaratan değişen cinsiyet rolleri, artan yaşam maliyetleri ve yüksek eğitim seviyelerinin de diğer katkıda bulunan faktörler arasında yer aldığını ifade etti.
Pekin, yaşlılara yönelik daha fazla desteği bu yılın başlarında açıklanan beş yıllık ekonomik planındaki önlemlerin bir parçası haline getirdi. Emekliler için mali yardım, Çin hükümetinin harcamalarının giderek büyüyen bir parçası oldu.
Resmi verilere göre 2025 yılı sonu itibarıyla 53 milyondan fazla yaşlı, yaşlılık ödeneği ve destek alıyordu. Global Times, 1950’ler ile 1970’ler arasında doğan ve yaşlılık dönemine giren birçok kişinin önceki nesillere kıyasla genel olarak daha yüksek gelire, daha güçlü satın alma gücüne sahip olduğunu ve daha sağlıklı olduğunu belirtti.
Bağımlılık oranı, yaşlanan nüfusları ölçmek için yaygın olarak kullanılıyor ancak kapsamının çok dar olduğunu savunan bazı uzmanlar tarafından da sorgulanıyor.
Gietel-Basten, istatistiklerin kullanımının, birçoğu bağımlı olarak yanlış tanıtılan yaşlı insanların iradesini elinden alma riski taşıdığını söyledi.
Gietel-Basten ayrıca bu durumun sağlık hizmetlerindeki iyileştirmeleri hesaba katmadığını sözlerine ekledi.
ÖSYM’nin internet sitesindeki duyuruya göre, bilgisayar tabanlı İngilizce dil yeterlik sınavı olan, okuma, dinleme, konuşma ve yazma bölümlerinden oluşan e-TEP 2026/4, Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’daki e-Sınav Uygulama Binalarında gerçekleştirilecek.
Bugün başlayan başvurular 5 Kasım’a kadar ÖSYM’nin https://sanalpos.osym.gov.tr adresinden yapılabilecek.
Sınava alınacak aday sayısı, e-Sınav uygulama binalarının kapasitesine göre Ankara’da 658, İstanbul’da 202, İzmir’de 49 ve Adana’da 102 kontenjanla sınırlı olacak. Adaylar, sınav ücretini ödeme sırasına göre kontenjana dahil edilecek.
Melania Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, iki ülke arasındaki bölgesel ateşkesin başladığını duyurdu.
Trump, “Ateşkes başladı. Ukrayna ile Rusya arasındaki ateşkes, 27 Ekim’de Moskova saatiyle sabah 04.00’te yürürlüğe girdi.” ifadesini kullandı.
Söz konusu bölgesel ateşkesin temel amacının insani yardım konvoylarının güvenli şekilde geçiş yapabilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Melania Trump, ateşkesin Herson bölgesinin Oleşki kentini kapsadığını aktardı.
Melania Trump, bölgesel ateşkese ilişkin detayların, Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov tarafından da doğrulandığını kaydetti.
Beyaz Saray’ın internet sitesinden önceki günlerde yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’ın, Ukrayna’nın Herson bölgesinde iki ateş arasında kalan Oleşki şehri için “özel bir ateşkes” sağladığı bildirilmişti.
Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, insani operasyon kapsamında Rus Silahlı Kuvvetlerinin 27 Ekim’de Moskova saatiyle 04.00’ten itibaren Herson yönünde saldırıları durduracağını ve “geçici ateşkes” uygulayacağını belirtmişti.
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı da 27 Ekim’de Kiev saatiyle 03.00’ten itibaren bölgede “belirlenmiş bir alanda” ateşkes ilan edeceklerini bildirmişti.