49,8338$%-0,00
55,7785€%0,39
66,8114£%0,58
6.450,54%-1,03
10.591,00%-1,03
42.214,00%-1,03
4.021,82%-1,12
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%
19:32
29 Ekim 2026 Perşembe
Rattray, “Yeni teknolojiler ve deniz güvenliği: Barış ve güvenlik açısından etkileri” başlıklı açık tartışma için toplanan BM Güvenlik Konseyinde konuştu.
Denizlerin küresel güvenlik ve refah açısından temel öneme sahip olduğunu belirten Rattray, dünya mal ticaretinin yüzde 90’ından fazlasının deniz yoluyla gerçekleştirildiğini, küresel veri akışının da yüzde 99’undan fazlasının deniz altı kablolarından geçtiğini söyledi.
Rattray, “Denizcilik sektörü milyonlarca işi, bağlantıyı, gıda ve enerji güvenliğini ve gezegenimizin refahını desteklemektedir. Kritik denizcilik geçiş noktalarındaki aksamalar, bu etkileri öngörülemeyen bir şekilde artırabilir.” ifadelerini kullandı.
Gelişen teknolojilerin deniz faaliyetlerinin izlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve krizlere müdahale edilmesinde giderek daha fazla kullanıldığını aktaran Rattray, yapay zekanın yanı sıra otonom sistemler, insansız hava ve deniz araçları, uydu görüntüleri ve siber teknolojilerin denizlerdeki fırsatları ve tehdit ortamını değiştirdiğini dile getirdi.
Rattray, teknolojik gelişmelerin limanların ve seyrüseferin güvenliğini artırabileceğinin altını çizerek, diğer taraftan siber saldırıların ve iletişim sistemlerine müdahalelerin fiziksel saldırı olmaksızın deniz operasyonlarını aksatabileceği uyarısında bulundu.
Gelişen teknolojilerin kötüye kullanımının özellikle devlet dışı aktörler açısından yeni imkanlar yarattığına işaret eden Rattray, teknolojik sistemlerin hızının ve özerkliğinin hata, yanlış hesaplama ve istem dışı gerilim risklerini artırabileceğini söyledi.
Rattray, “Temel çıkış noktamız insan iradesi ve denetimi olmalıdır. Teknoloji insanlığa hizmet etmeli, bunun tersi değil.” dedi.
Bu kapsamda insan denetiminin, açık hesap verebilirlik mekanizmalarının ve güvenlik önlemlerinin anlaşılmasını sağlayacak şeffaflık süreçlerinin önemini vurgulayan Rattray, denizcilerin ve gelişmelerden etkilenen toplulukların politikaların merkezinde tutulması gerektiğini dile getirdi.
Rattray, gelişen teknolojileri değerlendirme ve kötüye kullanımlarını tespit etme kapasitesinin yalnızca az sayıda ülkenin elinde bulunmasının küresel dayanıklılığı zayıflatacağı uyarısında bulunarak, Güvenlik Konseyinin deniz güvenliği, terörizm ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan tehditler gibi konuları daha kapsamlı gündemine alabileceğini kaydetti.
Nevşehir'in Göreme beldesinde peribacasının çökmesi sonucu 3 kişinin hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı.29/10/2026 15:51
Millihaber
Nevşehir Kapadokya bölgesinde toprak kaymasına bağlı kaya düşmesi meydana geldi. Olayda 3 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı.29/10/2026 15:51
Millihaber
Von der Leyen, Montreal’de başlayacak AB-Kanada Zirvesi öncesinde C.D. Howe Enstitüsü’nde AB-Kanada ilişkileri üzerine konuştu.
Kanada ile AB’nin birbirini tamamlayan iki sistem olduğunu vurgulayan von der Leyen, “Elbette Kanada, coğrafi nedenlerle AB’nin tam üyesi olamaz. Ancak ikimiz de ilişkilerimizi mümkün olan en üst seviyeye taşımak istiyoruz. Bu nedenle Kanada’nın Avrupa Birliği’nin ilk ‘ortak üyesi’ olması fikrini görüşüyoruz.” dedi.
Von der Leyen, öngördükleri ilişki modelini, “Fikrimiz basit; üyelik sürecini değil, üyelik olmadan ortaklığı değerlendiriyoruz. Ancak üyeliğin yerini ortak bir hedef ve vizyonla doldurabiliriz. Bugüne kadar yaptığımız her şeyden daha fazla üyeliğe yaklaşan bir ortaklık kurabiliriz.” sözleriyle anlattı.
Bu hedefe nasıl ulaşılacağına ilişkin von der Leyen, “Peki bunu nasıl başaracağız? İlk olarak, politikalarda yakın uyum anlamına geliyor. Yapay zeka ve iklimden enerji ve güvenliğe kadar her alanda çalışabiliriz. Aklınıza ne gelirse. İkinci olarak, yönetişimde yakın uyum anlamına geliyor. Avrupa Komisyonu ile Kanada hükümetinin daha fazla ortak çalışma yürütmesi demek. Örneğin işbirliği, iki parlamentomuz arasında ve mahkemeler arasında da olabilir. Üçüncü olarak ise birbirimizin programlarına daha yakın uyum anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Kanada’nın Avrupa’nın Erasmus programına katılımını derinleştireceklerini, daha fazla gencin bir araya gelerek birbirinden öğrenmesine fırsat sunacaklarını belirten von der Leyen, araştırmacı ve bilim insanlarının birlikte çalışıp yenilik geliştirebilmesi için ülkenin yeni nesil Ufuk Avrupa programına katılımını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Ortak üyelik yaklaşımının kapsamına değinen von der Leyen, şunları söyledi:
“Özetle ortak üyelik, bunları ve çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, yalnızca Avrupa dışındaki en yakın ortaklarımıza açık olacak; birlikte yeni ufuklar açmaya, rotayı birlikte çizmeye ve bugünkü ortaklığımızın çerçevesinin ötesinde, birlikte kurabileceğimiz en iddialı ilişkiyi düşünmeye hazır olanlara. Şunu söylemeliyim ki bizimle tam da bu yolculuğa çıkmak için Kanada’dan daha iyi bir ortak düşünemiyorum.”
Von der Leyen, Kanada’ya “ortak üyelik” statüsü verilmesi önerisini ilk kez geçen ay Strazburg’da yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Kanada Başbakanı Mark Carney’ye sunmuştu.
Almanya, İtalya, Yunanistan ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu bir grup AB ülkesi, Montreal’deki zirvenin ortak açıklamasında “ortak üyelik” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkıyor. Bazı üye ülkeler, von der Leyen’in öneriyi gündeme getirmeden önce kendilerine danışmadığını belirtiyor.
İtirazların ardından ortak açıklama taslağının son versiyonunda “ortak üyelik” yerine “daha yakın ortaklık” ifadesine yer verildiği öne sürülmüştü. Buna göre taslakta, 2027 AB-Kanada Zirvesi’ne kadar tam üyelikten daha sınırlı bir yakın ortaklık ilişkisinin çerçevesinin tanımlanması öngörülmüştü.
AB Komisyonu ise itirazlara rağmen öneri üzerindeki çalışmaların sürdürüleceğini bildirmişti. Komisyon Başsözcüsü Paula Pinho, ortak üyelik için gerekli çerçeve üzerinde üye ülkelerle yoğun şekilde çalışmaya devam ettiklerini belirtmişti.
Von der Leyen de Montreal’e ulaşmasının ardından yaptığı sosyal medya paylaşımında, Kanada’yı AB’nin ortak üyesi olarak Birliğe her zamankinden daha fazla yakınlaştırma hedefini yinelemişti.
Belekler Mahallesi’ndeki Belekler Şehit Hüseyin Topçu İlkokulu’nda eğitim, sadece bir öğretmen ve bir öğrenciyle sürdürülüyor.
2014 yılından önce belde statüsünde olan mahalledeki nüfusun azalmasıyla birlikte okuldaki öğrenci sayıda da günden güne azalarak bire düştü.
Öğretmen Fatih Yalçınkaya ve 3’üncü sınıf öğrencisi Hatice Gökmen, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünü okulda düzenlenen törenle kutladı. Törende Gökmen’i ailesi ve mahalleli de yalnız bırakmadı.
Öğretmen Yalçınkaya törendeki konuşmasında şu sözleri kullandı:
“Ülkemizin dört bir yanında devasa meydanlarda, binlerce öğrencinin toplandığı okullarda çok büyük bir coşku var. Ama bilmeni isterim ki, bizim bu küçük okulumuzda seninle baş başa kutladığımız bu bayram, o büyük meydanlardaki coşkudan çok daha anlamlı, çok daha özel. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i ilan ederken tam olarak bu günü yani seni ve beni hayal etmişti. O ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerini kimsesidir’ derken ülkenin en ücra köşesindeki tek bir çocuğun eğitim hakkından, aydınlık geleceğinden bahsediyordu. İşte Cumhuriyet tam olarak budur. Bugün bu okulda tek öğrenci olabilirsin. Ama sakın unutma, sen bu ülkenin sadece bir öğrencisi değil, Cumhuriyet’in ta kendisisin. Biz bugün burada belki iki kişiyiz ama arkamızda koca bir milletin tarihi, sevgisi ve gücü var. Bu okulda yaktığımız eğitim ışığıyla Cumhuriyetimizin değerlerini sonsuza dek yaşatacağız”
Okulun tek öğrencisi Hatice Gökmen, yalnızlık çektiğini ancak öğretmeninin kendisine arkadaş olduğunu söyledi. Gökmen, “Tek başıma olmam biraz üzücü hissettiriyor. Ama öğretmenimle arkadaş gibi vakit geçiriyoruz. Birlikte oyunlar oynuyoruz. Geçen sene bir arkadaşım vardı ama o ortaokula geçti ve ben yalnız kaldım. Okulda arkadaşımın olmaması üzücü ama öğretmenimin olması sevindirici. Hem arkadaşım hem öğretmenim oldu.” ifadelerini kullandı.

Üç gün boyunca törene hazırlandıklarını belirten Gökmen, “Heyecanlandım ama sonra geçti. Aileme ve mahalle sakinlerine beni yalnız bırakmadıkları için çok teşekkür ederim” dedi.
Kızının öğretmensiz kalmamasının sevindirici olduğunu belirten Hatice’nin annesi Melek Gökmen de “Allah devletimize zeval vermesin. Kızım tek öğrenci olmasına rağmen öğretmenimiz var. Mutlu oluyoruz. Öğretmeni her şeyiyle ilgileniyor. Cumhuriyet kutlamasına da kızımla birlikte katıldık. Okuyacağı şiiri ezberlerken de birlikte çalıştık. Çok mutlu olduk” diye konuştu.
Torununun ilk zamanlar yalnızlık çektiğini ifade eden Hatice’nin dedesi Süreyya Gökmen ise şöyle konuştu:
“Hatice bu okulun tek öğrencisi. Allah devletimize zeval vermesin. Tek öğrenci olmasına rağmen öğretmenimizi verdi. Ben Hatice’yi her gün okula getiriyorum. Tek öğrenci olduğu için önce yalnızlık çekti ama sonra alıştı. Öğretmenimizi çok seviyoruz, ilgileniyor. Bugün Cumhuriyeti kutladık güzel bir gün geçirdik.”

Mahallede genç neslin kalmadığını belirten Muhtar Nevzat Gökmen ise “Köyümüz malum çok göç verdiği için, genç nesil kalmadı ve köyümüz tek öğrenciye kaldı. Tek öğrenci olduğu halde devletimiz bize bu fırsatı verdiği için Allah devletimize zeval vermesin. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.