49,9256$%0,07
55,7150€%-0,26
66,9473£%0,11
6.222,90%-3,56
10.250,00%-3,31
40.823,00%-3,39
3.874,94%-3,64
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%
06:02
01 Kasım 2026 Pazar
Fındık piyasasına yönelik yürüttükleri çalışmaları değerlendiren Küle, fındığın Türkiye’nin iç ve dış ticareti için stratejik bir değer olduğuna işaret etti.
Küle, Türkiye’nin dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşıladığına dikkati çekerek “Başta Ordu, Giresun, Trabzon ve Düzce olmak üzere Karadeniz’in sarp yamaçlarında, yağmurda çamurda binbir güçlükle bahçesine bakan 400 bin civarında ailemiz geçimini doğrudan bu üründen sağlıyor. Fındık, o ailelerimizin evindeki ekmek, çocuklarının okul harçlığı ve bir yıllık umudu demektir. Dolayısıyla fındık, ekonomik boyutunun ötesinde sosyal ve insani boyutuyla da bizim kırmızı çizgimizdir.” diye konuştu.
Bu bilinç ve sorumlulukla, Kurum olarak geçmişten bugüne fındık sektörüne hep büyük hassasiyetle eğildiklerini bildiren Küle, pazardaki adil ve etkin rekabeti korumak için sürekli olarak sahada bulunduklarını vurguladı.
Küle, bu süreçte sadece kendilerine şikayet gelmesini beklemediklerini belirterek üreticinin hakkını korumak adına resen sektör incelemeleri başlattıklarını, taahhütlere uyum süreçleri gibi çeşitli vasıtalarla piyasayı sürekli gözetimleri altında tuttuklarını söyledi.
Üreticinin mağdur edilmemesi adına attıkları en kritik adımlardan birinin, fındık alım pazarında en büyük alıcı konumunda bulunan Ferrero’nun bu gücünü kötüye kullandığı iddiaları üzerine 2023-2024 yıllarında yürüttükleri soruşturma olduğunu belirten Küle, şunları kaydetti:
“Bu soruşturmada Ferrero’nun pazardaki davranışlarını en ince ayrıntısına kadar inceledik. Soruşturma sürecinde, pazarda hakim durumda bulunduğu değerlendirilen Ferrero bir taahhüt başvurusunda bulundu. Rekabet Kurulu olarak söz konusu taahhütlerin pazardaki mevcut rekabetçi endişeleri gidereceği sonucuna ulaştık.”
Küle, bu kapsamda şirket tarafından 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan fındık alım sezonları için sunulan ilgili taahhütlerin kabul edilerek, Ferrero bakımından bağlayıcı hale getirildiğini anımsatarak, “O günden bugüne Ferrero’nun tüm adımlarını ve taahhütlere uyup uymadığını anbean izliyoruz. Üreticimizin içinin rahat olması adına bir kez daha altını çizmek isterim. Ferrero’nun taahhütlere uymadığını veya taahhütleri dolanmaya çalışarak çiftçimizi mağdur ettiğini tespit etmemiz durumunda, şirkete çok ağır idari para cezası verilmesi gündeme gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Fındık üreticisinin emeğini tedarik zincirinin her halkasında korumayı amaçladıklarının altını çizen Küle, Ferrero kararı sonrasında sektörü tüm boyutlarıyla, Ordu’dan Giresun’a, Düzce’den Trabzon’a tüm üretim havzalarında, köydeki alımdan fabrikaya kadar takip etmeye devam ettiklerini bildirdi.
Küle, tedarik zincirinin tüm aşamalarını bölgesel ve yerel ölçekte değerlendirdiklerine işaret ederek “Çiftçimizin aleyhine gelişen rekabet sorunlarına karşı anında resen incelemeler başlattık.” dedi.
Teşebbüslerin 2024’te kendi aralarında anlaşarak fındık alım ve satım fiyatlarını belirledikleri iddiasıyla iki ayrı soruşturma yürüttüklerini anımsatan Küle, uzlaşma süreci sonunda Trabzon’da faaliyet gösteren 21 ve Düzce’de faaliyet gösteren 10 teşebbüse para cezası uyguladıklarını dile getirdi.
Küle, kimsenin yerel düzeyde de olsa bir araya gelip üreticinin fiyatını belirlemesine müsaade etmeyeceklerini ifade etti.
Bu yıl fındık sezonunun başlamasıyla, piyasada fiyatların serbest ve adil şekilde oluşup oluşmadığını denetlemek üzere eylülde sektör genelinde bir ön araştırma başlattıklarını anlatan Küle, “Karadeniz’in batısından doğusuna kadar bölgede faaliyet gösteren başlıca teşebbüslerde kapsamlı yerinde incelemeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz bilgi ve belgeler neticesinde, fındık alım-satım pazarının önde gelen 6 büyük teşebbüsü hakkında ciddi rekabet ihlali şüphesiyle 22 Ekim’de soruşturma açtık.” diye konuştu.
Küle, bu soruşturmayla, doğrudan üreticinin cebini ve refahını ilgilendiren iki temel şüphenin üzerine gittiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Soruşturmada, şu sorulara net cevaplar arıyoruz. Birincisi, ‘Pazarın en büyük alıcısı ile sahadaki yerel ve orta ölçekli alıcılar arasında fiyatları düşürmeye yönelik bir bağlantı var mı?’ Yani yerel alıcılar, büyük alıcının kontrolü ve yönlendirmesiyle fiyatları baskılayıp üreticiyi ucuza satış yapmaya mı zorluyor? İkincisi, ‘Pazarda birbiriyle rekabet etmesi gereken alıcılar, el altından anlaşarak ortak fiyat mı belirliyor?’ Yani çiftçimiz ürününü satmak için hangi kapıya giderse gitsin, önceden kararlaştırılmış aynı düşük fiyatla karşılaşıp çaresiz mi bırakılıyor? Açtığımız bu soruşturmadan temel beklentimiz, fındık fiyatlarının masa başındaki anlaşmalarla değil, piyasanın kendi doğal akışı içinde, adil ve serbest rekabet ortamında oluşmasını sağlamaktır.”
Çiftçilerin yalnız olmadığını vurgulayan Küle, üreticinin emeğine son derece saygı duyduklarını söyledi.
Fındığın gerçek değerini bulması ve geçimini bu ürüne bağlamış 400 bin ailenin emeklerinin karşılığını tam olarak alabilmeleri için ellerindeki tüm yasal araçları ve yetkileri sonuna kadar kullanmaya kararlı olduklarını belirten Küle, şu ifadeleri kullandı:
“Alım yaptıkları fındığın fiyatlarını suni şekilde düşürmek isteyen, ürünü daha ucuza satın almayı hedefleyen ve bunun için rekabeti ihlal etmeyi göze alan kim varsa karşısında bizi bulacaktır. Açtığımız soruşturmayı bu kararlı iradeyle yürüteceğiz. Açıkça söylüyorum, incelemelerimiz sürecinde çiftçimizi mağdur eden, rekabeti ihlal eden ilave teşebbüsler tespit etmemiz durumunda onları da tereddütsüz soruşturmaya dahil edeceğiz. Değerli üreticimizin emeğinin karşılığını bulması için sektörü sıkı bir şekilde takip etmeye ve sonuna kadar çalışmaya devam edeceğiz.”
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin karşısına yapılan Beştepe Millet Ormanı’na Türk Dil Kurumunca diktirilen Orhun Yazıtları’nın açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Devlet Başkanları Zirvesi için Ankara’da bulunan Türk devletleri başkanları tarafından yapıldı.
Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından bire bir ölçülerinde hazırlatılan Köl Tigin, Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk Yazıtları’nın replikaları, Beştepe Millet Ormanı’nda 16 Türk devletinin bayraklarının da bulunduğu alana yerleştirildi.
Köl Tigin Yazıtı, Köktürk Kağanlarından Bilge Kağan’ın 731 yılında vefat eden küçük kardeşi Köl Tigin’in hatırasını yaşatmak amacıyla Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir. Yazıtın da içinde bulunduğu anıt alanı, 732 yılında tamamlandı.
734 yılında vefat eden Köktürk Kağanı Bilge Kağan’ın anısını yaşatmak ve Türk milletine ebedî öğütler bırakmak amacıyla, 735 yılında oğlu Teñri Kağan tarafından diktirildi.
Bilge Tonyukuk Yazıtları, II. Köktürk Kağanlığı’nın kuruluşunda ve güçlenmesinde önemli görevler üstlenen devlet adamı, danışman ve komutan Bilge Tonyukuk tarafından, kendi sağlığında diktirilmiştir. Yazıtta, dikiliş tarihi belirtilmemiş olup 725 yılına tarihlendiriliyor.
Köl Tigin, Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk Yazıtları; Türkçenin en eski ve kapsamlı yazılı belgeleri olarak kabul edilmektedir. Tarihi olayları aktaran güçlü anlatımları Türk dili, edebiyatı ve devlet düşüncesinin önemli kaynakları arasında yer alıyor.
Türk dilinin en kadim tanıkları ve Türk dünyasının sarsılmaz kardeşlik mührü olan bengü taşlar, başkent Ankara’da, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin karşısındaki Beştepe Millet Ormanı’nda ziyaretçilerini bekliyor.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle sahiplerini buldu.
Bilim dünyasını bir araya getiren törende, Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar da bizzat yer alarak adını taşıyan büyük ödülün takdimine Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte eşlik etti.
Özgün araştırmalarıyla yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sunan Doç. Dr. Fatih Kar, Dr. Öğr. Üyesi Aktan Alpsoy ve Dr. Öğr. Üyesi Aktan Alpsoy TÜSEB Teşvik Ödülleri’nin sahibi oldu.
Doç. Dr. Şahin Hanalioğlu’na TÜSEB Türk Dünyası Sağlık ve Bilim Onur Beratı verildi.
Tıp eğitimini ve kardiyoloji uzmanlık eğitimini Türkiye’de tamamlayan Kırgız Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Damirbek Osmonov ve Doç. Dr. Ferit Kasımzade, TÜSEB Türk Dünyası Sağlık ve Bilim Onur Beratı’nı aldı.
Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş., Yerlika İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülleri’ne layık görüldü.
Bilgi birikimleri, öncü çalışmaları ve toplum yararına sundukları kalıcı hizmetlerle iz bırakan Prof. Dr. Serap Aykut Aka, Prof. Dr. Sezai Yılmaz, Prof. Dr. Utkan Demirci, Dr. Ejder Sözen ve Dr. Şükran Yılmaz, TÜSEB Özel Hizmet Ödülleri’nin sahibi oldu.
Dünya genelinde sağlık politikalarının geliştirilmesine ve sağlık sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sunan Prof. Dr. Enis Barış, TÜSEB Hizmet Ödülü’nü aldı.
BioNTech SE kurucu ortakları Prof. Dr. Uğur Şahin’i ve Prof. Dr. Özlem Türeci, kanser tedavisi ve mRNA teknolojileri alanındaki öncü araştırmaları, COVID-19 mRNA aşısının bilimsel ve klinik geliştirme süreçlerindeki liderlikleri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavilerine yönelik yenilikçi çalışmalarıyla küresel sağlığa sundukları katkılar dolayısıyla, TÜSEB Aziz Sancar Bilim Ödülü’nü aldı.
Toplantıda, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında aile ve kadın odaklı bir Konsey’in oluşturulmasına ilişkin konular ele alındı
Konseye, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman da destek verdi
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında kuruluş çalışmaları başlatılan Aile ve Kadın Konseyi için Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman destek verdi.
Konseyi himaye etmesi planlanan ve devlet başkanlarının eşlerinden oluşacak Yüksek Onur Kurulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde Çankaya Köşkü’nde bir araya gelerek, “Dayanışmadan Kurumsal İşbirliğine: Türk Dünyasında Aile ve Kadın” başlıklı istişare mahiyetindeki TDT Aile ve Kadın Konseyi 1. Yüksek Onur Kurulu Toplantısı’nı gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, toplantıda, Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden birinin farklı coğrafyalarda yaşayan halklarının sahip olduğu kültürel çeşitlilik olduğunu aktararak, bu çeşitliliği koruyarak ortak değerlerin evrensel insan hakları ve çağdaş sosyal politikalarla buluşturulabileceğini belirtti.
Türk dünyasında aile ve kadın alanındaki ortak iradenin kalıcı bir işbirliğine dönüştürülmesi hedefiyle düzenlenen toplantıya, TDT 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Ankara’ya gelen Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile ilgili ülkelerin üst düzey temsilcileri katıldı.
– Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva
Toplantıda konuşan Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in eşi Ziroat Mirziyoyeva, “Öncelikle kardeş Türkiye’deki samimi misafirperverlikleri ve bugünkü önemli buluşmayı düzenledikleri için Emine Erdoğan Hanımefendi’ye gönülden teşekkür ediyorum.” dedi.
Mirziyoyeva, tarihin, dilin ve geleneklerin ülkeleri birbirine yakınlaştırdığını, ailelerin refahı, kadınların imkanları ve çocukların geleceğine yönelik ortak sorumluluğun da bir araya getirdiğini ifade etti.
TDT bünyesinde bu konulara özel önem verilmesini takdirle karşıladığını söyleyen Mirziyoyeva, kadınların tarih boyunca bilgi, eser ve cesaretleriyle halklarının tarihinde iz bıraktığını, bugün de kız çocuklarına eğitim ve fırsat sunarak bu mirasın sürdürüldüğünü belirtti. Mirziyoyeva, bir kız çocuğuna sunulan imkanların gelecek nesillerin yaşamını da şekillendirdiğine dikkati çekti.
Mirziyoyeva, “Muhterem Emine Hanımefendi’nin, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Aile Ve Kadın İşbirliği Konseyi ile devlet hükümet başkanlarının katılımıyla bir Yüksek Onur Konseyi kurulmasına ilişkin girişimini destekliyoruz. Bu diyalog platformunun deneyimlerimizi bir araya getirmeye, birbirimizden öğrenmeye ve insanların yaşamında hissedilir sonuçlar elde etmeye hizmet edeceğine inanıyoruz. ” dedi.
Mirziyoyeva, “Özbekistan, bu girişimlerde etkin biçimde yer almaya, kendi deneyimlerini paylaşmaya ve işbirliği ortaklarımızdan öğrenmeye hazırdır.” diyerek, Ankara’daki diyaloğun, halklara özgü şefkat ve dayanışmayı somut çalışmalarla güçlendirmek için güzel bir fırsat olduğunu kaydetti.
-Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un eşi Aygül Caparova da Ankara’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, Emine Erdoğan’a önemli bir etkinlikte kendilerini bir araya getirdiği ve kadınları ilgilendiren konuları gündeme taşıdığı için teşekkür etti.
Kadınların doğaları gereği güçlü olduğunu söyleyen Caparova, kadınların aile sorumluluklarını yerine getirirken eğitim alabilmesi, meslek sahibi olabilmesi ve topluma katkı sunabilmesi gerektiğini ifade etti. Aile içindeki sorumlulukların eşit paylaşılmasının önemine değinen Caparova, çocukların yetiştirilmesinde anne ve babanın eşit sorumluluk taşıdığını vurguladı.
Caparova, bazı ailelerde kadınların en yakınları tarafından bile şiddete maruz kaldığını dile getirerek, şiddetin sonuçlarının yalnızca kadının kendisini değil, çocukların geleceğini de etkilediğini söyledi.
Baskı ve şiddetin uzun süre devam ettiğinde insanı umutsuzluğa sürükleyebileceğini ve sonunda bir trajediye dönüşebileceğine vurgu yapan Caparova, şunları kaydetti:
“Bu nedenle üzücü olayların önüne geçmek, şiddete maruz kaldığını söyleyen kadınların sesini duymak ve onlara yardım eli uzatmak zorundayız. Bu doğrultuda şiddete maruz kalan kadınlara ve kız çocuklarına hukuki, psikolojik ve sosyal destek sağlamak, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğini güçlendirmek büyük önem taşıyor. Bununla birlikte aile kurumunun değerlerini yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalar yürütmek de gerekiyor. Gelin, her kadının kendi evinde kendini güvende hissettiği, her çocuğun sevgiyle büyüdüğü bir toplumu hep birlikte inşa edelim.”
– KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman da Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden birinin farklı coğrafyalarda yaşayan halklarının sahip olduğu kültürel çeşitlilik olduğunu aktararak, bu çeşitliliği koruyarak ortak değerlerin evrensel insan hakları ve çağdaş sosyal politikalarla buluşturulabileceğini belirtti.
Erhürman, 2040 Türk Dünyası Vizyonu çerçevesinde siyasi ve ekonomik bütünleşmenin yanı sıra toplumsal dayanışmayı, aile kurumunu ve ortak kültürel değerleri de güçlendiren somut projelere ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Aile ve Kadın Konseyi’nin bu bakımdan önemli bir görev üstleneceğine inanıyorum. Bu platformun ülkelerimizin tecrübelerini paylaşabileceği, iyi uygulamaları yaygınlaştırabileceği ve ailelerin karşı karşıya bulunduğu ortak sorunlara birlikte çözüm üretebileceği kalıcı bir işbirliği mekanizmasına dönüşmesini diliyorum. Bu süreçte başarılı olmamız için her türlü katkıyı koymaya hazırız. Kadınların güçlendiği, çocukların güven içinde büyüdüğü, ailelerin desteklendiği ve toplumların birbirinden öğrenerek geliştiği bir Türk dünyası için birlikte çalışabileceğimize inanıyorum.”
Ülkelerin ortak geçmişin kökleri olduğunu, ortak değerlerin bir arada tutan güç olduğunun altını çizen Erhürman, “Diliyorum ki bugün burada kurduğumuz bağlar yarın kadınların, çocukların ve ailelerin hayatında gerçek ve kalıcı iyileşmelere dönüşsün. Diliyorum ki bugün burada atacağımız adımlar Türk dünyasında geleceğe umutla bakan, onurlu ve örnek, mutlu nesillerin yetişebilmesi için döşeyeceğimiz ilk taşları oluştursun. Başta Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi olmak üzere bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde katkısı olan herkese bir kez daha teşekkür ediyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu.
– Kurumsal İş Birliği ve Ortak Adımlar Toplantısı
Ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi’nin 13’üncü Zirvesi kapsamında Çankaya Köşkü’nde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın moderatörlüğünde “Türk Devletleri Teşkilatı Aile ve Kadın Konseyi Kurucu Bakanlar Oturumu: Kurumsal İş Birliği ve Ortak Adımlar” başlıklı toplantı düzenlendi.
Bakan Göktaş, burada yaptığı konuşmada, bir süredir hayal edilen fikri birlikte değerlendirmek ve biraz daha olgunlaştırmak üzere bir arada olduklarını, toplantıdaki görüşlerin Aile ve Kadın Konseyinin ilk yapı taşlarını oluşturacağını söyledi.
Zirve vesilesiyle ilk kez toplanan Yüksek Onur Kurulunun himayesinin, Konseyin en büyük dayanağı olacağını kaydeden Göktaş, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan olmak üzere Kuruldaki diğer lider eşlerine şükranlarını sundu.
TDT Aile ve Kadın Konseyi için lider eşlerinden destek yazısı ilk önce Eksen Kıbrıs üzerinde ortaya çıktı.
Haberin tamamı: Eksen Kıbrıs
Otoyol üzerinden Ankara istikametinde seyreden, sürücüsü ve plakası öğrenilemeyen tır, Bolu Dağı Tüneli içinde Ç.S. idaresindeki otomobile çarptı. Otomobil, çarpmanın etkisiyle takla attı.
Tır sürücüsü kaza yerinden kaçtı.
İhbar üzerine bölgeye sağlık, otoyol jandarması ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Kazada, otomobilin sürücüsü ile araçtaki 3 kişi yaralandı.
Yaralılar, sağlık personelinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Jandarma ekipleri, tır sürücüsünün yakalanması için çalışma başlattı.
Kaza nedeniyle Ankara istikametinde bir süre aksayan ulaşım, otomobilin çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından normale döndü.
Öte yandan, otomobildekilerin cenaze törenine katılmak üzere İstanbul’dan Ordu’ya gittikleri öğrenildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.