50,1496$%0,21
55,9569€%-0,55
67,0772£%-0,56
6.554,22%-0,63
10.773,00%-0,57
42.920,00%-0,57
4.059,87%-0,95
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%
06:07
06 Kasım 2026 Cuma
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kollarınca Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Zanaatkar Kadınlar Türkiye-81 İl, 81 Kadın, 81 Hikaye” programında bir konuşma yaptı.
Program kapsamında hazırlanan “ÖZGÜ-Bize Özgü” sergisinde 81 ilden 81 kadın sanatkar ve zanaatkarın eserlerinin yer aldığını belirten Emine Erdoğan, eserlerin yan yana gelmesiyle muhteşem bir kültür kanaviçesinin ortaya çıktığını söyledi.
Emine Erdoğan, bazı ağaçların yalnızca kendi topraklarında ve iklimlerinde büyüdüğünü, çünkü doğduğu yere özgü olduğunu belirterek, “Geleneksel sanatlar ve zanaatlar da böyledir. Onları endemik hale getiren, insan hikayelerinin, coğrafi deneyimle birleşmesidir. Elbette sanat, her nerede üretiliyor olursa olsun, evrenseldir. Mesela Yunus Emre’nin şiirleri tüm insanlığa seslenir ancak Yunus, yüzünü insanlığa dönerken, ayakları bu topraklara basar, ilhamını bu coğrafyada açan sarı çiçekte bulur, tefekküre bu gökyüzünün altında dalar.” diye konuştu.
Bir halkın belleğinin, deneyimlerinin türkülere, şiirlere, masallara, motiflere ve ilmeklere kaydolmasıyla oluştuğuna işaret eden Emine Erdoğan, dolayısıyla bunlardan biri gündelik yaşamdan silindiğinde, beraberinde toplumsal belleğin bir kısmının da silindiğini ifade etti.
Halihazırda tüm dünyada şehirlerin mimarisinin, kıyafet modellerinin hatta yemeklerin bile var oldukları coğrafyanın imzasını taşımaktan gün geçtikçe uzaklaştığını gördüklerini belirten Emine Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bu da kendini egemen ilan eden bir kültürün, diğer kültürleri bünyesinde eriterek tarih sahnesinden silme ihtimalini güçlendiriyor. Bilhassa sosyal medyanın etkisini her an artırdığı çağımızda, yabancı kültürler başka toplumların kılcal damarlarına kadar kolaylıkla nüfuz edip, onları dönüştürebiliyor. Tek tipleşme, tüm toplumların ortak üniforması haline geliyor. Bu etkiler karşısında varlıklarını ve otantikliğini koruyabilenler, yalnızca kökleri sağlam, şuuru yüksek ve zengin bir kültür dünyasına sahip toplumlardır. Böyle toplumlar kültürel temastan korkmazlar. Tam tersi, yol kesişimlerinden milli kimlikleriyle geçerler.”
Emine Erdoğan, “Biz bu noktada, tarihsel deneyimiyle kendini ispat etmiş bir toplumuz. Gerek Anadolu’ya gelirken, gerek coğrafyamızdaki bin yıllardır süren varlığımız boyunca birçok medeniyetle etkileşime girdik. Fakat kültürel bir asimilasyona maruz kalmak şöyle dursun, bilakis kültür dünyamızı daha da zenginleştirdik. Bu yüzden seramiğimizden minyatürümüze, halılarımızdan kumaşlarımıza kadar tüm sanatlarımız, kendilerine has usulleriyle muadillerinin arasından kolaylıkla ayırt edilebilirler. Fakat, şu da bir gerçek ki geleneksel sanatları geçmişe hapsolmaktan kurtarmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
“Kültürün gelecek nesillere aktarılmasında ve geleneksel sanatların korunmasında, kadınların vazgeçilmez bir rolü vardır. Şahsen ben kadınların sanatın ve zanaatın atan kalbi olduğunu düşünüyorum.” diyen Emine Erdoğan, güzel bir örneği paylaşmak istediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Bir Bünyan halısı dokunacağı zaman kadınlar işe başlamadan bir gece önce ellerine kına yakarlar. Çünkü kınalı ellerle iş yapmanın işi kolaylaştıracağına ve kullanılan malzemeleri bereketlendireceğine inanılır. Büyük halılar, birkaç kadının birlikte çalışmasıyla dokunur. Yani birbirlerinin emeğini, alın terini, zamanını, sabrını ve dikkatini ödünç alırlar. Anadolu’ya has dayanışma ruhu, zanaattaki karşılığını bulur. Dokumaya başlarken Allah’a, ‘Elimi kuş eyle/Yerimi taş eyle/Şunu bana üç günlük iş eyle ya Rabbi.’ diye dua ederler. Böylece ellerinin kuş kanatları kadar hızlı olmasını, tezgah başında oyalanmadan çalışmayı ve işlerini kısa zamanda bitirmeyi en büyük sanatkardan niyaz ederler.”
Emine Erdoğan, bu yaşayan mirasın motifleri, düğüm teknikleri, inanışları, ritüelleri ve sözlü kültürleriyle anadan kıza, büyükten küçüğe aktarılmaya devam ettiğini belirterek, “Bugün Türkiye’nin hangi iline, kasabasına, köyüne gitsek, böyle eşsiz örnekler, hikayeler görürüz. Bu zenginliğimizi, kültürel mirasımızın muhafızları, kadınlara borçluyuz. Sergimize katılan 81 kadın sanatkar ve zanaatkar da işte böyle bir misyonun temsilcileridir. Onlar bez dokumadan sedef kakmaya, tezhipten kukla yapımına kadar her biri birbirinden değerli eserleriyle, geleneği, tekniği, estetiği ve kültürü canlı tutuyorlar. Maharetlerini başka kadınlara öğretiyor, usta-çırak ilişkisini yaşatıyorlar. Sayelerinde Anadolu’nun her köşesi göz nuruyla aydınlanmaya, ışık doğudan yükselmeye devam ediyor. Her birine gönülden teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” dedi.
Herkesi “ÖZGÜ-Bize Özgü” sergisini ziyaret etmeye davet eden Emine Erdoğan, bilhassa gençleri burada görmekten mutluluk duyacağını ifade ederek, programda emeği geçenleri tebrik etti.
Neyzen Sinem Hondoroğlu’nun dinletisiyle başlayan programda, eser sahiplerinin çalışmalarının ve yaşam hikayelerinin anlatıldığı video izletildi.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan’ın konuşma yaptığı programda, Emine Erdoğan’a sanatçı İsmail Acar tarafından Osmanlı kaftan geleneğinden ilham alınarak, “Yedi Bölge, Yedi Renk” adlı kaftan projesi kapsamında hazırlanan eser, hediye olarak takdim edildi.
Programda Emine Erdoğan, zanaatkarlar ve katılımcılarla aile fotoğrafı çektirdi.
Ardından programda, Emine Erdoğan ve protokol üyeleri serginin açılış kurdelesini kesti.
Emine Erdoğan, açılış programının ardından beraberindekilerle, 81 kadın zanaatkar tarafından yapılan, dokumadan çulhacılığa, sedef kakmadan örgüye, geleneksel el sanatlarından kuklaya kadar geniş bir yelpazede eserlerin yer aldığı “ÖZGÜ-Bize Özgü” sergisinin bulunduğu alanı gezerek, eserler hakkında bilgi aldı ve bunları inceledi.
Programda, AK Parti Kadın Kolları Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ile Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinden bazıları, milletvekilleri, 81 ilden kadın sanatçılar, zanaatkarlar ve temsilciler de yer aldı.
Kadın emeğinin görünürlüğünün artırılması, yerel üretim bilgisinin korunması ve kuşaklar arası aktarımın desteklenmesinin hedeflendiği program kapsamında açılan sergide, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden kadın zanaatkarların el emeği eserleri ile ilham veren hayat hikayeleri anlatılıyor.
Sergide, kadınların ustalıkları ve kültürel mirası yarınlara taşıma süreçleri de öne çıkarılıyor.
Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığının ev sahipliğinde düzenlenen “81 İl, 81 Kadın, 81 Hikaye: Bize Özgü Sergisi Açılış Programı”nda, maharetleriyle fark yaratan kadınlarla bir araya geldiklerini belirtti.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığımızın ev sahipliğinde düzenlenen “81 İl, 81 Kadın, 81 Hikâye: Bize Özgü Sergisi Açılış Programı”nda, maharetleriyle fark yaratan kadınlarımızla bir araya geldik. Ülkemizin 81 ilinden 81 sanatkâr ve zanaatkâr kadınımızın eserlerini buluşturan sergi, geleneksel sanatlarımızın çağdaş yorumları ve dijital imkânların kullanımıyla özgün bir seçki sunuyor. Her eser, onu meydana getiren hünerli ellerin ustalığı kadar hikâyesini ve Anadolu’nun kültürel zenginliğini de taşıyor. Tekniği, geleneği ve estetiği yaşatan kadınlarımız, bu kıymetli mirasın gelecek nesillere aktarılmasında da önemli bir rol üstleniyor. Kadın emeğinin gücünü ve değerini görünür kılan bu anlamlı buluşmaya katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) November 6, 2026
Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Ülkemizin 81 ilinden 81 sanatkar ve zanaatkar kadınımızın eserlerini buluşturan sergi, geleneksel sanatlarımızın çağdaş yorumları ve dijital imkanların kullanımıyla özgün bir seçki sunuyor. Her eser, onu meydana getiren hünerli ellerin ustalığı kadar hikayesini ve Anadolu’nun kültürel zenginliğini de taşıyor. Tekniği, geleneği ve estetiği yaşatan kadınlarımız, bu kıymetli mirasın gelecek nesillere aktarılmasında da önemli bir rol üstleniyor. Kadın emeğinin gücünü ve değerini görünür kılan bu anlamlı buluşmaya katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
Paylaşımda, programdan fotoğraflar da yer aldı.
Ankara Valiliği’nden yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezinin son verilerine göre, Türkiye’yi etkilemesi beklenen soğuk havayla birlikte cumartesiyi pazara bağlayan geceden itibaren Ankara’da hafif ve yer yer orta şiddette zirai don beklendiğinden, tarımsal faaliyetlerle uğraşan vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmalarının önem arz ettiği belirtildi.
İstanbul Kongre Merkezi’nde bu yıl 10’uncusu “Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?” temasıyla düzenlenen TRT World Forum’un açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, içinde bulunulan dönemin dünyasına son derece önemli bir soru yönelten forumu teşrifleriyle onurlandıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını ilettiğini söyledi.
TRT World Forum’un 10 yıldır olduğu gibi bu yıl da farklı coğrafyalardan, kültürlerden ve düşünce geleneklerinden konukları bir araya getirdiğini belirten Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonuyla uluslararası bir markaya dönüşen platformun bu yılki buluşmasının insanlığın ortak geleceğine ilişkin yeni ufuklar açmasını temenni etti.
Duran, “Uluslararası sistem derin bir eksen kayması ve yapısal kriz yaşamaktadır. Güç merkezleri çoğalırken ortak kurallar aşınmakta, küresel rekabet sertleşirken ortak sorumluluk duygusu zayıflamaktadır. Merkezsizleşen dünyada insanlığın kaderini etkileyen kararların sayısı artarken bu kararların hesabını verecek siyasi idarenin iradesi giderek zayıflamaktadır.” diye konuştu.
Mevcut düzende barışın alanı daralırken konvansiyonel savaş risklerinin ve vekalet çatışmalarının arttığını ifade eden Duran, yapay zeka ve dijital teknolojiler üzerindeki hakimiyet yarışının yeni güç ilişkileri doğurduğunu, tekno-faşizmin ise teknolojinin bir tahakküm aracına dönüşmesi riskini büyüttüğünü dile getirdi.
Duran, bütün bu tehditler karşısında uluslararası kurumların giderek işlev kaybettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Üstelik bu durum, iklim krizinden göçe, salgınlardan gıda güvenliğine kadar küresel dayanışma gerektiren sorunların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Tehditler küreselleşirken çözümler millileşiyor. Bu yapısal krizin en çarpıcı örneğini Gazze’de görüyoruz. Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım, uluslararası sistemin yalnızca krizleri önlemekte değil, varlık sebebi olan barışı, adaleti ve insan onurunu korumakta da yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Uluslararası düzenin en büyük paradoksu da burada yatıyor. Bir yanda mevcut düzeni aşındıran yıkıcı bir merkezsizleşme yaşanırken, diğer yanda daha adil bir uluslararası düzenin inşasına imkan tanıyabilecek kurucu bir boşluk ortaya çıkıyor.”
Günümüzdeki uluslararası manzaranın iki dünya savaşı arasındaki dönemi hatırlattığını dile getiren Duran, “O dönemde de büyük güç rekabeti tırmanıyor, ekonomik korumacılık yayılıyor, uluslararası kurumlar etkisizleşiyordu. İnsanlık yeni bir uluslararası mimariyi ancak milyonlarca insanın hayatına mal olan bir yıkımdan sonra kurabildi. Bugün üçüncü dünya savaşı ihtimalinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Peki, aynı tarihsel döngüyü yaşamak zorunda mıyız? 1945’in kurucu iradesine, 1939’un felaketini yaşamadan ulaşamaz mıyız? İşte bu forumda cevap arayacağımız esas soru budur. Bizim Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu soruya verdiğimiz cevabımız açıktır, ‘Tarih tekerrür etmek zorunda değildir.'” ifadelerini kullandı.
Duran, büyük bir yıkımın ardından masaya oturmanın mecburiyet olabileceğini, yıkımdan önce yeni bir mutabakat kurmanın ise siyasi irade gerektirdiğini vurgulayarak, “Dünyanın ihtiyacı yeni bir savaşın galipleri değil, yeni bir barışın kurucularıdır. Geçmişte bir büyük savaştan sonra yapılan kurumsal yenilenmeyi bugün barış içinde gerçekleştirmek, çağımızın en önemli siyasi imtihanıdır.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yaklaşık çeyrek asırdır tam da bu tarihsel tercihi savunduklarını anlatan Duran, şunları kaydetti:
“‘Dünya beşten büyüktür.’ diyerek uluslararası sistemin temsil ve adalet açığına dikkat çekiyor, ‘Daha adil bir dünya mümkündür.’ çağrısıyla bu itirazı yeni bir düzenin inşa iradesine dönüştürüyor. Türkiye olarak merkezsizleşen dünyayı istikrara kavuşturmanın yolunun yeni bir hakim merkez yaratmak değil, farklı güç merkezlerini ortak bir sorumluluk ve hukuk zemininde buluşturmak olduğunu savunuyoruz. Daha dengeli bir güç dağılımını, daha kapsayıcı bir temsili ve ortak sorumluluğa dayanan yeni bir uluslararası düzenin inşasını esas alan kurucu bir çoğulculuk öneriyoruz.”
Duran, bugün dünyanın farklı aktörlerinin, geçmişte ertelenen reform ihtiyacının artık ertelenemeyeceğini gördüğünü ifade ederek, Türkiye’nin ortaya koyduğu siyasi irade ve vizyonla bu tarihsel sorumluluğa katkı sunmaya devam edeceğini söyledi.
Bu sorumluluğun önemli bir boyutunun da diplomasinin fikri ve kurumsal zeminini güçlendirmek olduğunu vurgulayan Duran, sözlerini şöyle tamamladı:
“Zat-ı Devletlerinin yürüttüğü zirve diplomasisine, yine sizin vizyonunuz doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak geliştirdiğimiz forum diplomasisiyle katkı sunmaya çalışıyoruz. STRATCOM Zirveleriyle her sene uluslararası iletişim ve güvenlik gündemine yön veren tartışmaları İstanbul’da buluşturuyoruz. NATO Zirvesi kapsamında Münih Güvenlik Konferansı ve SETA işbirliğiyle düzenlediğimiz ‘Müttefikler Ankara’da’ programında küresel güvenliğin geleceğini, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz Türk Dünyası Diyalog Forumu’nda ise Türk dünyasının ortak geleceğini ele aldık. Gelecek ay benzer bir forumu Afrika-Türkiye Zirvesi sırasında hayata geçireceğiz.”
Bir turizm şirketinin Beyşehir İlçe Şube Sorumlusu olduğu öğrenilen Abdullah Özkan (68), gece Konya Havalimanı’nda umre öncesi kafilesi ile birlikte yaptığı duayı tamamladığı sırada, aniden fenalaşarak yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan Özkan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Özkan’ın fenalaşarak yere yığıldığı anlar, duaya katılan bir umre yolcusu tarafından görüntülendi. Görüntülerde, Özkan’ın duayı tamamlarken aniden yere yığıldığı, çevresindekilerin Özkan’a müdahale ettiği görüldü.
Özkan’ın cenazesi, Beyşehir ilçesindeki Çarşı Camisi’nde cuma namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası ilçe mezarlığında toprağa verildi. Özkan’ın cenazesine ailesi, yakınları ve mesai arkadaşları katıldı.
Cenaze törenine katılan Özkan’ın çalıştığı turizm şirketinin hac ve umre sorumlusu İsmail Gümüş, AA muhabirine, olay sırasında arkadaşının yanında olduğunu ve yaşananlara tanıklık ettiğini söyledi.
Gece umre yolculuğuna çıkacak bir kafileyle havalimanına gittiklerini anlatan Gümüş, “Saat 02.00’de Konya Havalimanı’nda buluştuk. 180 kişiden oluşan bir kafilemiz vardı. Mekke-i Mükerreme’ye gönderiyorduk. Yolcularımızın valizlerini teslim ettik, biletlerini aldık, ihramlarını giydirdik. Sonra havalimanının tam orta yerinde toplandık. Kafileye umrede kendilerine eşlik edecek kafile sorumlularını tanıttık.” dedi.
Gümüş, Abdullah Özkan ile beraber 4 hoca olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Yolcularımıza son nasihatlerimizi yaptırdıktan sonra da hocamızın duasını aldık, ‘umreci kardeşlerimizi dua ile yolcu edelim’ dedik. Hocam çok güzel bir dua buyurdular. Oradaki kardeşlerimiz duaya gönülden ‘amin’ dediler. Hocamın görünen hiçbir sağlık sorunu yoktu, sağlıksız bir durumu yoktu. Duayı bitirdi. Dua sonunda kelime-i tevhid getirdi. Sonrasında telbiye getirdi, ‘Lebbeyk Allahümme lebbeyk…’ diye bildiğimiz. Sonrasında Efendimiz aleyhissalatü vesselama 3 defa salatüselam getirdi. Birincisi çok canlıydı, ikincisi çok canlıydı, üçüncüsünde bir ses kaybına uğradı ve hafif eğilerek yere doğru gitti ve secdeye kapandı.”
Gümüş, Özkan’ın ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi.
Beyşehir Müftüsü Enes Aktaş da Özkan’ın Beyşehir’den havalimanına doğru uğurlandığını belirterek, “Konya Havalimanı’nda artık uçaklara binmeden önce dua edilir. O dua kısmında vefat ediyor. Dua esnasında salavat getirerek, kelime-i tevhid ve şehadet getirerek ruhunu teslim ediyor. Tam uçağa binip kutsal topraklara yolculuk yapmadan kısa bir zaman öncesinde, ihramlı bir şekilde vefat ediyor.” diye konuştu.
Aktaş, bütün Diyanet camiasına ve Özkan’ın yakınlarına başsağlığı ve sabır diledi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.