49,7825$%0,07
55,5520€%-0,11
66,4030£%0,01
6.442,11%0,26
10.555,00%-0,14
42.067,00%-0,15
4.030,92%0,35
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%
18:14
27 Ekim 2026 Salı
Başkanlık’taki panel, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açılış konuşmalarıyla başladı.
Daha sonra moderatörlüğünü Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Özdemir’in üstlendiği panelde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulmenaf Turan, COP31 Başkanlık Ofisi Direktörü Mehmet Ali Kahraman ve Sıfır Atık Vakfı Genel Müdürü Mustafa Erdağı konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde, Sıfır Atık yaklaşımının iklim politikalarıyla ilişkisi, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki rolü ve COP31’e uzanan süreçte üstlenebilecek sorumluluklar ele alındı.
Halil Hasar, buradaki konuşmasında, 3,5 sene önce COP31 için ev sahipliği müzakerelerine başlandığını hatırlattı.
Somut sonuçlar üretebilecek bir eylem gündeminin oluşturulmasının önemine işaret eden Hasar, bu eylemlerin sürdürülebilirliği için kararların yanı sıra söylem ve hedeflerin de gerekli olduğunu söyledi.
COP’un yalnızca bir etkinlik veya organizasyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Hasar, platformun, ülkelerin kalkınma planları ve bu planlara ilişkin kararların ele alındığı bir süreç olduğunu kaydetti.
Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulmenaf Turan da dünyada dijital, yeşil ve mekansal olmak üzere üç büyük dönüşüm sürecinin yaşandığını belirtti.
Dünyanın bu üç büyük dönüşüm sürecini nasıl yöneteceği sorusunun önem kazandığını vurgulayan Turan, bu noktada iklim diplomasisinin gücünden yararlanılması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle 2025’te kabul edilen İklim Kanunu’nun da bu perspektifle değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Turan, uzun vadeli hedeflere ulaşmak için bugün bazı zorluklarla karşılaşılabileceğini, belirli tavizler verilmesinin gerekebileceğini dile getirdi.
COP31 Başkanlık Ofisi Direktörü Mehmet Ali Kahraman ise COP hazırlık toplantılarında açıklanan eylem gündeminin uygulama odaklı yaklaşımı ortaya koyduğunu söyledi.
Eylem gündeminin özgün yapısının, ülkeler arasında köprü kurma yaklaşımından kaynaklandığını dile getiren Kahraman, şunları kaydetti:
“Eylem gündemimizdeki 10 maddenin tamamı bugün hem gelişmiş ülkelerin hem de gelişmekte olan ülkelerin çok rahatlıkla eylem gündemine girebileceği konular. Örnek vermek gerekirse gıda güvenliği ve tarım, temiz enerji, yeşil sanayileşme gündem maddelerimizden. Tüm bu maddeler hem gelişmiş ülkelerin hem gelişmekte olan ülkelerin eylem gündemini oluşturabilir.”
Dünyada ciddi bir finansal kriz yaşandığına dikkati çeken Kahraman, “Bu finansal kriz çerçevesinde iklim değişikliğiyle mücadeleye ayrılan paylar da eskisi gibi çok değil.” dedi.
Sıfır Atık Vakfı Genel Müdürü Mustafa Erdağı da COP31 sürecinin Türkiye’nin öncülük edeceği uzun soluklu çalışmaların önemli bir aşaması olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
COP süreçlerinin yalnızca iki haftalık bir organizasyondan veya bir iki yıl süren diplomatik çalışmalardan ibaret olmadığını vurgulayan Erdağı, hazırlık, uygulama ve sonuçların takibi açısından bu çalışmaların uzun yıllar boyunca sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Vakfın çalışmalarını daha fazla insana ulaştırmayı hedeflediklerini dile getiren Erdağı, “Sıfır Atık Vakfı olarak COP31’i, Sıfır Atık projesinin küresel anlamda daha fazla yaygınlaşması ve iyi uygulamaların hem ülkemize hem de uluslararası alana yayılması için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” dedi.
Erdağı, vakfın çalışmaları kapsamında farklı program ve yayınlar hazırlamayı planladıklarını kaydetti.
Mehmet O.D. idaresindeki yolcu otobüsü Isparta-Antalya kara yolu Ağlasun ilçesi Çamlıdere köyü yakınında devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, jandarma, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekibi, otobüsteki İlker Akbay’ın hayatını kaybettiğini belirledi.
Gülsüm A., Umut A., Raziye A., Halime A., Seyat A., Sedat Y., yabancı uyruklu Djibril S. ile otobüs sürücüsü yaralandı.
Sağlık ekipleri tarafından çevre hastanelere kaldırılan yaralıların tedavisi sürüyor.
Ayrıntılar geliyor…
Yükleniyor lütfen bekleyiniz
Türk Kızılaydan yapılan açıklamaya göre, 2020’de hayata geçirilen gönüllülük platformu Gönüllü Ol’da (gonulluol.org) kayıtlı üye sayısı 500 bin eşiğini geride bıraktı.
Gönüllülük süreçlerini tek çatı altında yürüten platform, gönüllüleri ilgi alanlarına ve yetkinliklerine uygun görevlerle buluşturuyor.
Kızılay gönüllüleri, Gönüllü Ol üzerinden 33 farklı alanda görev alabiliyor. Afet ve acil durum, ilk yardım, sosyal yardım, yaşlı ve hasta bakımı, psikososyal hizmet, kan ve kök hücre, çevre, tercüme, lojistik ile eğitim öğretim bu alanlardan bazıları arasında yer alıyor.
Gönüllü Ol’a ilişkin verilere göre, 18-30 yaş aralığındaki gençler, toplam gönüllülerin yüzde 59,6’sını oluşturuyor. Her 10 Kızılay gönüllüsünden yaklaşık 6’sı bu yaş grubunda yer alıyor. Kadınlar da Kızılay gönüllülüğündeki öncü rolünü sürdürüyor. 2024 ve 2025 yıllarında yüzde 62 olan kadın gönüllü oranı, bugün yüzde 63,5’e yükseldi.
Genç Kızılay, Kızılay Kadın ve Engelsiz Kızılay yapılanmaları, gençleri, kadınları ve engelli bireyleri iyilik hareketine katarak gönüllülük ağını ülkenin dört bir yanına yayıyor. Her ilde belirlenen Genç Kızılay Kan Elçileri de kendi şehirlerinde kan bağışı çalışmalarına öncülük ediyor.
Gönüllüler, Kızılay Aşevleri’nde sıcak yemek dağıtımına ve Kızılay Butikleri’nde kıyafet yardımlarına destek veriyor, yalnız yaşayan yaşlıları ziyaret ediyor. Çevre temizliği gibi topluma fayda sağlayan çalışmalarda da görev alıyor.
Türk Kızılay, yarım milyon gönüllüyle büyüyen iyilik hareketine katılmak isteyen herkesi gönüllü olmaya davet ediyor. Gönüllü olmak isteyenler, “gonulluol.org” adresinden kayıt oluşturarak ilgi alanlarına, yetkinliklerine ve uygun zamanlarına göre gönüllülük görevlerini inceleyip tarih, saat ve konum bilgilerini değerlendirerek görevlere başvurabiliyor.
Platformdaki çevrim içi eğitimler, gönüllülerin görevlerine hazırlanmalarını destekliyor. Dijital gönüllü kimlik kartı ve görev katılım belgesi de yine Gönüllü Ol üzerinden edinilebiliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Şeyh Zayed Çocuk Evleri Sitesi’nde düzenlenen Koruyucu Aile Hizmeti Sivil Toplum Buluşması’nda yaptığı konuşmada, farklı alanlarda faaliyet gösteren dernek, vakıf ve koruyucu ailelerin ortak sorumluluk duygusuyla etkinlikte bir araya geldiğini söyledi.
Her çocuğun sevilmeyi, korunmayı ve bir aileye ait olmayı hak ettiğini, çeşitli sebeplerle ailesinin yanında büyüyemeyen çocukların bu hakkını korumanın devletin bir görevi olduğunu belirten Göktaş, “Bugün ülkemizde 9 bin 327 koruyucu ailemizin yanında 11 bin 72 çocuğumuz büyüyor. Bu bir sayı değil, 11 bin 72 ayrı hayat, 9 bin 327 ayrı gönül kararıdır.” dedi.
Bu kararı alan koruyucu ailelerin de salonda olduğunu aktaran Göktaş, onlara teşekkür etti.
Göktaş, “Sizler bir çocuğa yalnızca bir oda vermediniz. Ona sevgi, güven ve aidiyet duygusu sunan, gelişimini destekleyen bir aile ortamı sağladınız. Sizler, milletimizin şefkat geleneğinin bugünkü en güzel temsilcilerisiniz. Her birinize şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Koruyucu aile hikayelerinin çoğalmasında Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Gönül Elçileri Projesi’nin önemli rol oynadığını anlatan Göktaş, bunun koruyucu aile hizmetini ülkenin dört bir yanına taşıdığını söyledi.
Göktaş, gönül elçilerinin 81 ilde aileleri bu güzel yolculuğa davet ettiğini, çocukların sesi olduğunu dile getirerek, “Ama biliyoruz ki hala bir kapının açılmasını bekleyen çocuklarımız var. O kapıları açmak için daha fazla aileye ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Ailelerin, koruyucu aileliği önce bir arkadaş sohbetinde, veli toplantısında ya da bir derneğin etkinliğinde duyabildiğini, karar vermeden önce kendilerine “Ben yapabilir miyim?”, “Çocuk bana alışır mı?”, “Bu yolda yalnız kalır mıyım?” sorularını yönelttiğini kaydeden Göktaş, bu soruların yanıtlanmasında güven duyulan kişilerin ve kurumların önemli rol oynadığını ifade etti.
Göktaş, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal dayanışmaya katkısına işaret ederek, “Mahallede, iş yerinde, gönüllü ağlarında insanlarla bir araya gelir, toplumsal dayanışmaya katkı sunarsınız. Yanlış bir bilgiyi düzeltmek, bir tereddüdü gidermek, bir aileyi ilk adıma cesaretlendirmek sizin desteğinizle mümkün olabilir.” dedi.
Sivil toplum kuruluşlarına açık işbirliği çağrısı yapan Göktaş, “Devlet olarak bizler, koruyucu aile olmak isteyen her aileye başvurudan eğitime, her adımda rehberlik edeceğiz. Sizden istirhamımız ise bu hizmeti kendi ağlarınızla toplumun her kesimine taşımanızdır.” diye konuştu.
Bilgilendirme toplantıları, gönüllülük faaliyetleri ve kampanyalar aracılığıyla daha fazla ailenin koruyucu aile hizmetiyle tanıştırılabileceğine dikkati çeken Göktaş, “Bir bilgilendirme toplantısı düzenlediğinizde, bir aileye ilk adımı attırabilirsiniz. Bir gönüllüyü koruyucu aile olması için yüreklendirdiğinizde, çocuklarımızın aile şefkatinde büyümesine vesile olabilirsiniz. Bir kampanyayla toplumun duyarlılığını artırdığınızda, daha fazla çocuğun koruyucu aile hizmetiyle buluşmasına katkı sağlayabilirsiniz.” değerlendirmesini yaptı.
Göktaş, buluşmanın işbirliğinin başlangıcı olduğunu, sivil toplum kuruluşlarının görüş, öneri ve saha deneyimlerini önemsediklerini, her kurumun kendi imkanlarıyla katkı sunabileceği ortak bir yol haritası oluşturmayı temenni ettiklerini söyledi.
2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus 10 Yılı”nda koruyucu aile hizmetini sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde daha ileriye taşımayı hedeflediklerini dile getiren Göktaş, aile ortamında büyümenin çocuklar için en değerli kazanımlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.