49,7853$%0,07
55,4965€%-0,22
66,3525£%-0,05
6.493,34%1,05
10.646,00%0,72
42.434,00%0,72
4.055,77%0,97
%
4012913฿%0.7225
2826.12Ł%0.70981
116776Ξ%1.23743
65.93%2.28568
49.73$%0.0617
05:56
27 Ekim 2026 Salı
Kuzey Marmara Otoyolu’nda seyir halinde bulunan bir otomobil sürücüsü, saatte 232 kilometre hıza ulaşarak trafikteki diğer araçların arasından makas atmaya başladı.
Aşırı hız yaparak tehlikeli şekilde şerit değiştiren sürücü, hem kendi can güvenliğini hem de otoyolu kullanan diğer sürücülerin güvenliğini riske attı.
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapan Otoyol Jandarma ekipleri, Kuzey Marmara Otoyolu’nda trafik güvenliğini tehlikeye düşüren sürücüyü tespit ederek yakaladı. Yapılan işlemlerde sürücünün saatte 232 kilometre hızla seyrederek araçların arasından makas attığı belirlendi.
Jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen işlemler sonucunda sürücüye, işlediği trafik ihlalleri nedeniyle toplam 145 bin lira trafik idari para cezası uygulandı. Ayrıca sürücünün ehliyeti 5 ay süreyle geri alındı.
ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yaptığı duyuruda, yılın 9 ayına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.
Buna göre yılın 9 aylık döneminde alınan yeni işler 14 milyar dolar oldu. İhracat odaklı büyüme stratejisini kararlılıkla sürdüren ASELSAN’ın imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri yüzde 34 artarak 1,9 milyar dolara çıktı. Şirket tarihinde bakiye siparişlerde ilk defa 30 milyar dolar seviyesi aşıldı.
Bu yılın 9 ayındaki yatırımlar yüzde 228 artarak 684 milyon dolara yükseldi. Güçlü sipariş portföyü, üretim kapasitesini artıran yatırımlar ve AR-GE harcamalarındaki artış, ASELSAN’ın sürdürülebilir büyümesini destekleyen başlıca unsurlar olarak öne çıktı.
Yılın 9 ayında elde edilen hasılatta hava savunma, radar, elektronik harp sistemleri, su altı sistemleri, yapay zeka destekli kent güvenliği sistemleri, güdümlü mühimmat sistemleri, elektro-optik ve haberleşme teknolojileri belirleyici rol oynadı. Söz konusu büyümeyi ASELSAN’ın yüksek teknolojiye sahip ürünlerine yönelik artan talep destekledi.
Alınan işlerin, satışlara oranı bu yılın 3. çeyreğinde 4,4’e yükseldi. ASELSAN’ı geleceğe hazırlayan tasarım ve üretim için gerekli kritik altyapı ve tesislere yönelik yatırımlar bu dönemde önemli ölçüde hız kazandı.
Güçlü büyümesini operasyonel mükemmellik, yüksek teknoloji ve kurumsal dönüşüm odağıyla destekleyen ASELSAN, verimlilik göstergelerinde de güçlü bir performans sergiledi. Şirketin FAVÖK marjı, geçen yılın aynı dönemine göre 190 baz puan artarak yüzde 26,8 seviyesine yükseldi. 2025 yıl sonuna göre şirketin ticari alacakları yüzde 11 azaldı. Söz konusu alanlardaki iyileşmeler ASELSAN’ın güçlü bilanço yapısını destekledi. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da yüzde 38 artarak 40,6 milyar liraya ulaştı.
Verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesi, ürün portföyü içindeki kritik ve giriş bariyeri yüksek teknolojilere yönelik dönüşüm, ASELSAN’ın büyümesine ve operasyonel marjlarının korunmasına önemli katkı sağladı. Aynı dönemde ASELSAN’ın kişi başı hasılatında dolar bazında yüzde 4 artış görüldü.
Artan bakiye siparişlerle beraber yılın 9 ayında ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar kesintisiz bir şekilde devam etti. Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen yatırımlar arttı. Söz konusu yatırımlar ASELSAN’ın büyüyen sipariş hacmini karşılamasına ve sürdürülebilir büyümesine destek oluyor.
2025’te temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazı bu dönemde faaliyetlerine başladı. Benzer şekilde Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi birçok yeni yatırım bu dönemde devreye alındı. Hava, deniz ve kara savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Devreye alınan ve devam eden yatırımlar ile birlikte ASELSAN’ın teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırıldı.
ASELSAN’ın gerçekleştirdiği AR-GE harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36 artarak 1,3 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Özellikle uydu teknolojileri, kuantum hesaplama teknolojileri, su altı teknolojileri, yüksek güçlü mikrodalga teknolojileri, mikroelektronik sistem teknolojileri, akıllı mühimmat ve itki sistem teknolojileri gibi giriş bariyeri yüksek alanlara yönelik yatırımlar hız kazandı.
Şirketin operasyonel nakit akışı 2026 yılının 9 ayında 23 milyar lira olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı yüzde 14 oldu. Etkin finans yönetimi ve geliştirilen yeni stratejiler ile ASELSAN’ın finansman giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,3 azaldı.
Özkaynak oranı yüzde 55 seviyesinde olan ASELSAN, bu alanda sektör ortalamalarının üzerindeki konumunu sürdürdü. ASELSAN’ın bilanço büyüklüğü 2025 yıl sonuna göre yüzde 15 arttı. Güçlü bilanço yönetimi, verimlilik artışı sağlayan uygulamalar ve sürdürülen finansal disiplin ile yılın 9 ayında ASELSAN’ın özkaynak karlılığı 400 baz puan artarak yüzde 16,6’ya yükseldi, aktif karlılığı ise yüzde 9’a yükselerek, sermaye ve varlık verimliliğinde önemli bir iyileşme kaydedildi.
Açıklamada, şirketin 3. çeyrek finansal sonuçlarına ilişkin görüşleri yer alan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, 2026’nın, ASELSAN için yalnızca büyüdüğü değil, büyümenin ölçeğini değiştirdikleri bir yıl olduğunu söyledi.
aselsaneXt ile ortaya koydukları dönüşümün siparişlerden yatırımlara, üretim kapasitesinden teknolojik derinliğe kadar şirketin tamamında karşılık bulduğunu ifade eden Akyol, “Bugünün ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçtik. Yarının taleplerine cevap verecek kapasiteyi, bugünden oluşturuyoruz. Daha hızlı, daha verimli ve küresel rekabette daha güçlü bir ASELSAN hedefiyle ilerliyoruz” açıklamalarında bulundu.
Akyol, istikrarlı büyümenin yanı sıra büyüme hızının da arttığını belirterek, dolar bazında 3. çeyrek büyüme rakamlarına bakıldığında, 2024’te yüzde 18, 2025’te yüzde 29 ve bu yıl yüzde 42 büyüdüklerini açıkladı.
Büyümede ve birçok iş hacmi göstergesinde sektörün global ortalamalarının çok çok üstünde performans gösterdiklerini kaydeden Akyol, “Nitekim Ağustos ayında açıklanan Defense News Top 100 listesinde üç basamak yükselerek 40’ıncı sıraya yerleştik. Forbes Global 2000 listesine giren ilk Türk savunma sanayi şirketi olduk. Benzer şekilde, global yatırım kuruluşlarının raporlarında da şirketimizin başarılarına dikkat çekiliyor” açıklamasını yaptı.
ASELSAN Genel Müdürü Akyol, hasılat ve FAVÖK marjındaki iyileşmelerde yapay zekanın süreçlerde etkin kullanımı, dijital dönüşümün katkıları ve ürün portföyünde daha yüksek katma değerli ürünlerin payının artmasının etkili olduğuna dikkati çekti.
Ölçeğin büyürken operasyonel marjların gelişmesinin özellikle kıymetli olduğunu vurgulayan Akyol, şunları kaydetti:
“Bu sonuçlar, daha fazla işi başarmanın yanında, yüksek katma değerli işleri daha verimli şekilde gerçekleştirdiğimizi de ortaya koyuyor. Biz büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz. Daha büyük bir şirket olurken daha verimli bir yapıya ulaşmak, aselsaneXt ile hedeflediğimiz dönüşümün en önemli göstergelerinden biri. Sipariş tarafında ASELSAN tarihinde yeni rekorlara imza attık. Alınan işin satışlara oranımızın 4,4’e yükselmesi, önümüzdeki yıllara uzanan iş hacmimizin önemli göstergelerinden biri. Bu oran bize yalnızca bugünkü talebin gücünü değil, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de gösteriyor. Satışlarımızın çok üzerinde yeni iş alıyor olmamız, önümüzde uzun ve güçlü bir iş yükü bulunduğuna işaret ediyor. Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu portföyü zamanında teslimata, yeni kapasiteye ve teknolojik üstünlüğe dönüştürmek.
Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazını faaliyete aldık. Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi yeni tesislerimizi devreye sokarken robotik ve otomasyon altyapımızı da geliştiriyoruz. Buradaki yaklaşımımız çok net: Siparişlerin, kapasitemizin önüne geçmesini beklemiyoruz. Talebin geleceği noktayı öngörerek altyapımızı bugünden hazırlıyoruz. Siparişi kapasiteye, kapasiteyi geleceğe dönüştürüyoruz.”
Akyol, uydu teknolojilerinden kuantum hesaplama teknolojilerine, su altı sistemlerinden yüksek güçlü mikrodalga ve mikroelektronik teknolojilerine kadar giriş bariyeri yüksek alanlara yatırım yaptıklarını, Antalya’da düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresinde alçak yörünge uydu konseptini ilk defa tanıttıklarını belirtti.
Kuruluşundan bu yana TSK’nın karada, denizde ve havada haberleşmesini sağlayan ASELSAN’ın, bundan sonra uydu haberleşme hizmetini de sağlayacağını ifade ederek, “ASTRALINK adını verdiğimiz projemiz uluslararası camianın da yoğun ilgisini çekti. Teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, ihracatta bizi daha yukarı taşıyacak ve yeni kabiliyet alanları açacak bu tür yeni teknoloji alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz” açıklamalarında bulundu.
Akyol, yatırımları gerçekleştirirken finansal disiplinden taviz vermemeyi temel önceliklerden biri olarak gördüklerini ifade ederek, “Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz yatırımın neredeyse iki katını bu yılın ilk üç çeyreğinde gerçekleştirmiş olduk. Yatırım temposunun bu ölçüde yükseldiği bir ortamda finansal istikrarımızı başarıyla sürdürüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Bugün ASELSAN’a ve geliştirdikleri sistemlere hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda giderek artan bir ilgi olduğunu belirten Akyol, bu ilgiyi stratejik bir gelişme olarak gördüklerini ve savunma bütçelerinin arttığı, ülkelerin tedarik güvenliğini ve teknolojik egemenliği daha fazla önemsediği bir dönemde ASELSAN’ın geniş ürün portföyünün önemli bir avantaj sağladığını kaydetti.
Akyol, kurumsal yönetim anlayışı ve özveriyle çalışan nitelikli personellerle ASELSAN’ı bugünlere getirdiklerini ifade ederek, “Hedefimiz açık: ASELSAN’ı dünyanın önde gelen savunma teknolojisi şirketlerinden ve güçlü küresel teknoloji markalarından biri haline getirmek” açıklamasını yaptı.
Fenerbahçe, Süper Lig’in 9’uncu haftasındaki derbi maçta deplasmanda Galatasaray’a 2-1 mağlup olmuştu. Bu sonucun ardından teknik direktör İsmail Kartal, istifa etme kararı aldı.
Futbol komitesi konuyu kendi arasında görüştükten sonra, Başkan Aziz Yıldırım ve futbol şube sorumlusu Cihan Kamer, Samandıra Can Bartu Tesisleri’ne giderek teknik direktör İsmail Kartal ile görüştü. Yapılan görüşmenin ardından istifa kabul edildi.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nden konuyla ilgili yapılan açıklama şu şekilde:
“Teknik direktörümüz İsmail Kartal, görevinden ayrılma kararını yönetimimizle paylaşmış ve yapılan görüşmeler neticesinde bu karar karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Kulübümüze verdiği emek, gösterdiği özveri ve Fenerbahçe’ye olan bağlılığı için İsmail Kartal’a teşekkür ediyoruz. Kendisine bundan sonraki kariyerinde başarılar diliyoruz.”
Fenerbahçe’de 18 Haziran’da dördüncü kez teknik direktörlüğe getirilen 65 yaşındaki Kartal, bu dönemde 18 maçta takımının başında yer aldı.
Tecrübeli çalıştırıcı, 9’u UEFA Şampiyonlar Ligi, 9’u da Trendyol Süper Lig olmak üzere çıktığı 18 müsabakada 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 yenilgi yaşadı.
İsmail Kartal, son olarak ligde dün oynanan ve 2-1 kaybedilen Galatasaray derbisinde görev yaptı.
Dün gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Rasim Özdemir ile 3 belediye çalışanının jandarmadaki işlemleri tamamlandı.
Sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye getirilen zanlılar, savcılık sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.
Şüpheliler Özdemir, Park ve Bahçeler Müdür Vekili N.E. ile aynı müdürlükte görev yapan M.T.A. tutuklandı, ziraat teknikeri S.B. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Bolu Belediyesine yönelik “rüşvet” ve “ihaleye fesat karıştırma” soruşturması kapsamında dün Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir ve 3 belediye çalışanı gözaltına alınmış, şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama yapılmıştı.
BM Filistin Özel Raportörü Albanese, İsrail’in Gazze’de gazetecileri hedef almasını ve Filistinlilerin sesini bastırmaya yönelik uygulamalarını ele alan “Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya” başlıklı raporunu dün BM Genel Kurulu’na sundu.
Raporda, “hakikatin yok edilmesinin bir halkın yok edilmesinin parçası haline geldiği” vurgulandı.
İsrail’in Filistinli medya çalışanlarını öldürdüğü, yaraladığı, alıkoyduğu, terörist olarak nitelendirdiği, medya çalışanlarına işkence ettiği ve sansür uyguladığı, nefret söylemini yaydığı ve soykırımı inkar ettiği kaydedilen raporda, uluslararası medya kuruluşları ve dijital platformların da Filistinlilerin seslerini geri plana iterek İsrail’in anlatılarını yeniden ürettiği ve çarpıtmaları normalleştirdiği ifade edildi.
Raporda, “Bu uygulamalar yalnızca soykırıma eşlik etmekle kalmadı, aynı zamanda soykırımın gerçekleştirilmesini kolaylaştırdı ve sorumluların hesap vermesini engelledi. Hakikate yönelik bu saldırının bazı boyutları ‘medyakırım’ olarak tanımlanabilir.” değerlendirmesi yer aldı.
Raporda, uluslararası hukukun devletlere medya çalışanlarını koruma yükümlülüğü getirdiği hatırlatılarak, İsrail ordusunun Gazze’de gazetecileri doğrudan hedef aldığı kaydedildi.
İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 300 gazeteciyi öldürdüğü, 400’den fazlasını yaraladığı belirtilen raporda, hayatını kaybeden gazetecilerin yaklaşık 70’inin mesleki faaliyetlerini yürüttükleri sırada öldürüldüğü aktarıldı.
Gazetecilerin ailelerinin de mesleki faaliyetleri nedeniyle ağır bedeller ödediği vurgulanan raporda, İsrail’in gazetecilerin toplam 710 yakınını öldürdüğü ifade edildi.
Gazetecilerin ailelerinin yaşadığı kayıplara örnek olarak, 16 Nisan 2025’te evinin hassas güdümlü mühimmatla vurulması sonucu 5 aile üyesiyle birlikte hayatını kaybeden Filistinli foto muhabiri Fatma Hassouna gösterildi.
Raporda, İsrail’in gazetecilerin mesleki faaliyetlerini engellemek amacıyla ailelerini de hedef aldığına işaret edildi.
Ekim 2023’ten bu yana 150’den fazla gazetecinin evinin yıkıldığı belirtilen raporda, bunun medya sektörüne yönelik zulüm niyetini ortaya koyduğu değerlendirmesi yapıldı.
Raporda, İsrail’in Gazze’deki savaş suçlarının belgelenmesini engellemek amacıyla medya altyapısını da hedef aldığı ifade edildi.
İsrail ordusunun, Ekim 2025 itibarıyla haber ajanslarının merkezleri, yayın kuleleri ve radyo istasyonları dahil olmak üzere 150 medya ofisini yıktığı bildirilen raporda, Gazze’deki iletişim altyapısının yüzde 81’inin yok edildiği ve yüzde 12’sinin ise kısmen zarar gördüğü aktarıldı.
Raporda, İsrail’in gazetecileri öldürmenin yanı sıra 100’den fazla gazeteciyi kaçırdığı veya alıkoyduğu, gazetecilerin işkence, cinsel şiddet ve kötü muameleye maruz bırakıldığı belirtildi.
Serbest bırakılan gazetecilerin fiziksel saldırılara, tecavüzü de içeren cinsel şiddete, duyusal yoksunluğa, yetersiz beslenmeye ve tıbbi ihmale maruz kaldıklarını anlattıkları aktarılan raporda, ayrıca İsrailli bir subayın alıkonulan gazetecilere, “Bütün gazetecileri öldürdüm, öldüremediklerimi de buraya getirdim” dediği kaydedildi.
Raporda, İsrail’in, öldürdüğü, işkence ettiği veya alıkoyduğu gazetecileri “Hamas ajanı” olmakla suçlayarak eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı ifade edildi.
İsrail ordusunun, Filistinli gazetecileri sistematik biçimde “Hamas mensubu” olarak göstermeyi amaçlayan özel bir birim kurduğu belirtilen raporda, Filistinli gazetecilerin öldürülmeden önce Hamas üyeliğiyle suçlanarak hedef gösterildiğine vurgu yapıldı.
Raporda, İsrail’in savaş suçlarına ilişkin haberlerin yayımlanmasını engellemek amacıyla geleneksel medya kuruluşları ve sosyal medya platformları üzerinde ciddi baskı kurduğu ifade edildi.
Bu yaklaşımın, İsrail’i içerik kaldırma talebinde bulunan ülkeler arasında dünyanın en faal aktörlerinden biri haline getirdiği kaydedildi.
İsrail’in Filistin yanlısı haber ve içerikleri bastırmak amacıyla “Project Esther” adlı bir kampanya başlattığı hatırlatılan raporda, Google ve X’in de aralarında bulunduğu şirketlerle yaklaşık 50 milyon dolar değerinde sözleşmeler imzalandığı belirtildi.
Raporda, İsrail’deki ana akım ve hükümet yanlısı medya kuruluşlarının Filistinlilere yönelik şiddeti teşvik eden ve saldırıları meşrulaştıran söylemlere yer verdiğine işaret edildi.
Bu yayınların bazılarında, Gazze’de “masum kimsenin olmadığı”, Filistinlilerin “sivil olmadığı” ve bölgede “iki buçuk milyon teröristin” yaşadığını ileri sürüldüğü aktarıldı.
Bazı medya kuruluşlarının Filistinlileri, “canavarlar”, “kanserli oluşum” ve “yamyamlar” gibi ifadelerle hedef aldığı, Filistinlilerin “ortadan kaldırılması gerektiğini” savunduğu kaydedildi.
Channel 14 sunucusu Shimon Riklin’in Gazze’nin “yeryüzünden silinmesi” çağrısında bulunduğu, kanalın şarkıcı Eyal Golan’ın “Gazze’yi silin, orada tek bir insan bile bırakmayın” sözlerini yayımladığı aktarıldı.
Raporda ayrıca Channel 12’de yayımlanan bir programda gazeteci Yehuda Schlesinger’in cinsel şiddetin devlet politikası haline getirilmesini savunduğu ve Filistinlilerin “bunu hak ettiğini” söylediği kaydedildi.
Raporda, İsrail’in Gazze’deki Filistinli gazetecileri hedef almanın yanı sıra kendi söylemlerini desteklemeyen gazetecileri susturmak için Batı başkentlerinde baskı uyguladığı belirtildi.
Medya kuruluşlarının, İsrail’in baskıları sonucu çok sayıda gazeteciyi işten çıkardığı kaydedilen raporda, BBC Arapça’da çalışan bazı gazetecilerin disiplin süreçlerine maruz bırakıldığı ve bu durumun istifalara yol açtığı ifade edildi.
Raporda, Batılı medya kuruluşlarının İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını meşrulaştıran yayınlarına da vurgu yapıldı.
BBC, New York Times, CNN ve Washington Post’un haberlerinde İsrail yönetiminin söylemlerinin yaygınlaştırıldığı, buna karşılık Filistinlilerin seslerinin kısıldığı öne sürüldü.
BBC’nin yayın rehberinde Gazze’nin “işgal altındaki topraklar” arasında açıkça tanımlanmadığı, Batı Şeria ve Gazze için İsrail’in tercih ettiği “ihtilaflı bölgeler” ifadesinin kullanıldığı aktarıldı.
Raporda, medya kuruluşlarının çoğunlukla “soykırım”, “etnik temizlik” ve “işgal altındaki topraklar” ifadelerinden kaçındıklarına işaret edildi.
Raporda, X, Meta, Alphabet ve TikTok gibi dijital platformların içerik denetimi ve hesap kısıtlamaları yoluyla Filistinlilerin sesini bastırırken İsrail’in anlatısını güçlendirdiği öne sürüldü.
Verilere göre X, soykırımı belgeleyen aktivistlerin, gazetecilerin ve Filistinlilerin yüzlerce hesabını açıklama yapmadan askıya aldı.
Raporda, BM Genel Kuruluna gazetecilere karşı işlenen suçlara ilişkin kanıtları korumak amacıyla bağımsız bir mekanizma kurulması çağrısı yapıldı.
İsrail’e gazetecilere yönelik saldırıları durdurması, keyfi olarak gözaltında tuttuğu kişileri serbest bırakması ve uluslararası medya kuruluşları ile insan hakları gözlemcilerinin Gazze’ye girişine izin vermesi çağrısında bulunuldu.
Devletlerden ise Filistinli gazetecilere yönelik saldırıları soruşturmaları, sorumluları adalet önüne çıkarmaları, şiddete ve soykırıma teşvike karşı önlem almaları ve soykırımı önleme yükümlülüklerini yerine getirmeleri istendi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.