49,6090$%0,08
55,5785€%-0,14
66,4170£%-0,14
6.384,76%-0,62
10.549,00%-0,07
42.047,00%-0,07
3.995,69%-0,72
%
4018716฿%-0.74975
2842.18Ł%-3.14719
118291Ξ%-0.65515
64.19%-1.85189
49.66$%-0.03319
05:53
24 Ekim 2026 Cumartesi
Kanada Başbakanlığı, Türkiye ile Kanada arasında kapsamlı serbest ticaret anlaşmasına yönelik müzakerelerin ilk turunu 30 Kasım-4 Aralık tarihlerinde Ankara’da gerçekleştireceklerini, 2027’de Türkiye’ye ticaret heyeti göndereceklerini bildirdi.
Kanada Başbakanlığı, Başbakan Mark Carney’in Türkiye ziyaretinin ardından iki ülke arasındaki stratejik ortaklık kapsamında atılan adımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, Carney’in Ankara ve İstanbul ziyaretinin, Kanada’dan Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk ikili başbakanlık ziyareti olduğu belirtildi.
Kanada’nın, vatandaşları için daha fazla istikrar, güvenlik ve refah sağlamak, ülke içindeki gücünü pekiştirmek ve yurt dışında güvenilir ortaklarla daha derin işbirlikleri kurmaya odaklandığı aktarılan açıklamada, “Bir NATO müttefiki ve G20 üyesi olan Türkiye, bu misyonda kritik bir ortak olmasının yanı sıra, henüz tam olarak kullanılmamış önemli bir potansiyele de sahiptir.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, “Türkiye, 85 milyondan fazla nüfusa sahip, dünyanın en dinamik ekonomilerinden biridir. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişme noktasında yer alan ülke, 24 serbest ticaret anlaşması ağına sahiptir. NATO’nun ikinci büyük daimi ordusuna ve dünyanın en önemli ve yenilikçi savunma sanayilerinden birine sahiptir.” ifadelerine yer verildi.
Carney ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesinde Kanada-Türkiye Stratejik Ortaklığı’nın başlatıldığı kaydedilen açıklamada, bu kapsamda üç yıllık eylem planının desteklediği işbirliğinin ticaret ve yatırım, savunma ve güvenlik, enerji ile halklar arası ilişkiler alanlarında derinleştirileceği kaydedildi.
İki ülke arasında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına (STA) yönelik müzakerelerin ilk turunun 30 Kasım-4 Aralık tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirileceği belirtilen açıklamada, Kanada ile Türkiye arasındaki ticaretin 2020’den bu yana yaklaşık yüzde 50 arttığı aktarıldı.
Açıklamada, Kanada İhracat Geliştirme Kurumu ile Türk Eximbank arasında üçüncü ülkelerdeki projelerde işbirliğini geliştirmek amacıyla mutabakat zaptı imzalandığı bildirildi.
Carney’in İstanbul’da Türk iş dünyası temsilcileri ve yatırımcılarla bir araya geldiği kaydedilen açıklamada, Kanada’nın enerji, madencilik, havacılık ve savunma sanayisi alanlarında yatırım fırsatlarını artırmayı hedeflediğinin altı çizildi.
Açıklamada, “Bu fırsatları değerlendirmek üzere Başbakan, 2027 yılında Uluslararası Ticaret Bakanı’nın liderliğinde Türkiye’ye bir Kanada ticaret heyeti gönderileceğini duyurdu.” ifadesine yer verildi.
Savunma alanında iki ülkenin NATO müttefiki olarak işbirliğini güçlendirdiği vurgulanan açıklamada, Kanada ile Türkiye arasında savunma sanayisi ortaklıklarına yönelik yeni bir mutabakat zaptı imzalandığı belirtildi.
Enerji alanında ise sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), sivil nükleer enerji, yenilenebilir enerji ve kritik mineraller konusunda işbirliğini güçlendirmeye yönelik ortak bildiri imzalandığı aktarıldı.
Açıklamada, genişletilen Hava Ulaştırma Anlaşması ile iki ülke arasındaki haftalık yolcu uçuş sayısının 12’den 21’e çıkarıldığı, kargo uçuşlarında ise sınırsız imkan sağlandığı kaydedildi.
R4 dışişleri bakanları, İstanbul’daki toplantının ardından ortak bildiri yayımladı.
Bildiride, Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilke ve amaçları doğrultusunda, bölge ve ötesinde barış ve istikrarı teşvik etmeye yönelik ortak çıkar anlayışı çerçevesinde diplomatik çabalara katkıda bulunma taahhüdünde birleşen bakanların, ortak ilgi alanına giren bölgesel konuları ele almak üzere İstanbul’da bir araya geldiği belirtildi.
Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:
“Bakanlar, İsrail işgalinin bölge ve ötesindeki istikrarsızlığın temel kaynağını oluşturduğunu ve İsrail politikalarının küresel kamuoyunda derin bir adaletsizlik hissi yarattığını vurgulamışlardır. İki devletli çözümün ilgili BM kararları uyarınca bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunmuşlardır.”
Orta Doğu’da kapsamlı barışın sağlanması amacıyla Filistin halkının meşru haklarına, kendi kaderini tayin etme ile 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen, yaşanabilir ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin Devleti kurma yönündeki devredilemez hakkı da dahil olmak üzere verilen desteğin yinelendiği kaydedildi.
Bildiride bakanlar, “devam eden İsrail şiddeti ile Kudüs’ün hukuki ve tarihi statüsünü değiştirme girişimlerine acilen son verilmesi ve Filistin’deki yıkım ile insani felaketin durdurulması” çağrısında bulundu.
Batı Şeria ve Kudüs’teki geçmiş ve mevcut tüm yerleşim faaliyetlerinin ve Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetinin kınandığı bildiride, Gazze’ye kesintisiz insani yardım akışının sağlanması ve Gazze’nin yeniden imarı yönündeki acil ihtiyacın altını çizildi.
Bildiride, “Yemen konusuna ilişkin bakanlar, insani acıları derinleştiren Husi milislerinin yol açtığı kabul edilemez tırmanmayı, Suudi Arabistan’a yönelik, özellikle sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan, süregelen saldırılarını ve Kızıldeniz ile Babulmendeb’te ticari gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırıları en güçlü şekilde kınamışlardır.” denildi.
Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduklarını ifade eden bakanlar, İran destekli Husileri tüm askeri eylemlerini, tehditlerini ve saldırılarını derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırdı.
Bildiride, ABD, İsrail ile İran arasında ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan askeri çatışmanın yalnızca diyalog ve diplomasi yoluyla ele alınması, gemilerin, sivillerin ve sivil altyapıların hedef alınmasının önlenmesi yönündeki acil ihtiyaç vurgulandı.
Bakanların, İslamabad Mutabakat Zaptı’na olan desteklerinin ifade edildiği bildiride, gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemeye yönelik sürdürülen diplomatik çabaların memnuniyetle karşılandığı ve müzakere yoluyla varılacak kalıcı bir çözüme olan bağlılıklarının yeniden teyit edildiği aktarıldı.
Bildiride, seyrüsefer serbestisinin, kalıcı deniz emniyeti ve güvenliği ile seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin korunmasının hayati önemi vurgulandı.
Deniz hatlarının kesintiye uğramasının küresel tedarik zincirlerini, enerji, gübre ve gıda akışını engelleyerek bölge ve ötesindeki kırılgan durumdaki kesimleri olumsuz etkilediği ve herkesin güvenliğini ve refahını tehdit ettiği kaydedilen bildiride, söz konusu zorlukların aşılması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiği ifade edildi.
Bildiride, hukuka uygun seyrüseferi engelleyen her türlü tedbir veya kısıtlamanın reddedildiği, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli, emniyetli ve engelsiz geçişin hızlı ve eksiksiz şekilde yeniden başlatılması çağrısı yapıldı.
Ortak bildiride, bakanların belirtilen bu hususlarda yakın istişare ve işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldığı kaydedildi.
Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kabullerinde, Üsküdar Belediye Başkan Vekilimiz Muhammed Emin Sarıoğlu, Ataşehir Belediye Başkan Vekilimiz Serdar Orhan, Üsküdar İlçe Başkanımız Taha Sarıcaoğlu ve Ataşehir İlçe Başkanımız Burak Çifçi ile birlikte yer aldık. Nazik kabulleri ve İstanbul’umuza gösterdikleri yakın ilgi için kendilerine şükranlarımı arz ediyorum. Görüşmemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, Belediye Başkan Vekillerimize görevlerinde başarılar temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Wadephul, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Bugünkü ziyaret sırasında yaşanan özel bir an. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ve bölge dışişleri bakanlarını tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda ağırladığınız için teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı.
Alman bakan, uzun süredir devam eden çatışmaları çözmenin yollarını aramak üzere bir araya geldikleri bu süreçte, Türkiye’nin sıcak misafirperverliğini büyük takdirle karşıladıklarını belirtti.
Wadephul, paylaşımında İstanbul’da düzenlenen R4+E3 toplantısının bir ilk olduğuna işaret ederek, “Ortak girişimimize ev sahipliği yaptığınız için teşekkürler Hakan Fidan.” ifadesine yer verdi.
Avrupalı ve bölgesel ortakların Hürmüz Boğazı ve Babülmendeb’teki gerginliğin daha da tırmanmasını önleme konusunda acil bir ihtiyaç bulunduğu görüşünü paylaştığını kaydeden Wadephul, “Amacımız, bu uzun süren çatışmalardan bir ‘çıkışa giden bir giriş noktası’ bulmaktır. Kolay bir çözüm yok. Yeni diplomatik yaklaşımları keşfetmeye hazırız ve böylece istikrarı ve seyir özgürlüğünü yeniden tesis etmeye katkıda bulunacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Wadephul ayrıca, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarının gıda güvenliğini tehdit ettiği Karadeniz’de, tahılın ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlamaya yardımcı olacak yolları araştırmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Bugünkü toplantının iyi bir başlangıç olduğunu aktaran Wadephul, bu diyaloğu sürdürmek üzere ortakları Almanya’da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.
İstanbul’da, R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan) + İtalya’nın da katılımıyla E3 (İngiltere, Almanya, Fransa) dışişleri bakanları toplantısı düzenlendi.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüphelilerden 22’si sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi, 13’ü ise bulundukları illerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifade verdi.
Savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Fevzi Topuz ile oğlu Doruk Topuz’un da aralarında bulunduğu 18’i tutuklandı. İki şüpheli hakkında ev hapsi kararı verilirken, 15 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma kapsamında 20 Ekim’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin 35 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
Muğla’nın yanı sıra Adana, Ankara, Bursa, Elazığ, Hakkari, İstanbul, Gaziantep, Kilis, Kocaeli, Manisa, Van ve Ordu’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ile oğlu Doruk Topuz’un da aralarında bulunduğu şüpheliler gözaltına alınmış, soruşturmada, 34 şirkete ait 35 ihale evrakının sahte olduğu, 32 şirkete ait 33 iş deneyim belgesinin ise Milas Belediyesince onaylandığı tespit edilmişti.
Bilirkişi incelemesinde, şirketlerin başvuru dosyalarında aynı banka hesap numarası, vergi kimlik numarası ve IBAN bilgilerinin kullanıldığı belirlendi. SGK hizmet dökümlerindeki çalışan ve maaş bilgilerinin örtüştüğü, şirket evraklarında aynı mali müşavir bilgilerinin farklı sicil numaralarıyla yer aldığı ve belgelerdeki imzaların farklı olduğu tespit edilmişti.
İncelemede ayrıca banka dekontlarındaki tutarların rakam ve yazıyla yazılan karşılıklarının uyuşmadığı, geçici kabul tutanaklarındaki imzaların kopyalandığı ve belgelerin tek elden hazırlandığı yönünde bulgulara ulaşılmış, yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilen işlerin toplam ihale bedeli 2 milyar 579 milyon 555 bin 355 lira olarak hesaplanmıştı.
Kamu İhale Kurumundan alınan bilgi ve belgelere göre, söz konusu evraklarla düzenlenen iş deneyim belgelerini kullanan 8 şirket, toplam bedeli 3 milyar 714 milyon 262 bin 711 lira 18 kuruş olan 25 kamu ihalesine katılmış, şirketlerin bu belgelerle doğrudan veya dolaylı olarak 342 milyon 880 bin lira sermaye artırımına gittiği belirlenmişti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.