49,6090$%0,08
55,5785€%-0,14
66,4170£%-0,14
6.384,76%-0,62
10.548,00%-0,08
42.043,00%-0,08
3.995,69%-0,72
%
฿%
Ł%
Ξ%
%
$%
12:53
25 Ekim 2026 Pazar
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ne göre, ülkedeki üniversiteler için gelecek yıl 871 milyar 826 milyon 761 bin lira pay ayrıldı.
Ankara Üniversitesi, 2027 yılı için öngörülen 25 milyar 990 milyon 811 bin liralık bütçe ödeneğiyle, Avrupa Birliği Başkanlığı (18 milyar 54 milyon 530 bin lira), İletişim Başkanlığı (10 milyar 79 milyon 6 bin lira), Yargıtay (7 milyar 97 milyon 505 bin lira), Sayıştay (6 milyar 38 milyon 712 bin lira), Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı (5 milyar 767 milyon 823 bin lira) ve Danıştay (4 milyar 201 milyon 421 bin lira) gibi kurumları geride bıraktı.
Hacettepe Üniversitesi, 24 milyar 737 milyon 380 bin liralık bütçe ödeneğiyle Ankara Üniversitesinin ardından ikinci sırada yer aldı. Bu kurumu 22 milyar 369 milyon 212 bin lirayla İstanbul Üniversitesi, 21 milyar 503 milyon 167 bin lirayla Gazi Üniversitesi ve 20 milyar 278 milyon 966 bin lirayla Ege Üniversitesi izledi.
Ödenek teklif tavanı en düşük üniversite ise 253 milyon 74 bin lirayla Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi oldu. Ödenek teklif tavanı düşük diğer eğitim kurumu da 998 milyon 339 bin lirayla Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi oldu.
Öte yandan, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) için 2 milyar 10 milyon 402 bin lira ve Yükseköğretim Kalite Kurulu için de 162 milyon 124 bin lira ödenek öngörüldü.
Kurtulmuş, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığının müftülüklerine yönelik uygulamalarına sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
Kurtulmuş paylaşımında, Yunanistan’ın Gümülcine ve İskeçe’de “sözde müftüler” dayatmasının, Batı Trakya Türklerinin din özgürlüğüne, Müslüman kimliğine ve inançlarını özgürce yaşama hakkına yönelik açık bir müdahale olduğunu belirtti.
Bu kabul edilemez uygulamanın, Yunanistan yönetiminin on yıllardır sürdürdüğü, Türk varlığını inkar eden baskıcı siyasetin yeni bir halkası olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Bir toplumun, ibadetlerini ve dini temsilcilerini devlet eliyle belirlemeye kalkışmak, ne hukuka ne de demokrasinin temel ilkelerine sığar. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının kendi dini temsilcilerini seçme hakkı tartışmaya açık değildir. Bu hakka yönelik her türlü müdahale, yalnızca soydaşlarımızın değil, insan haklarına ve din özgürlüğüne saygı duyan herkesin ortak meselesidir. Temel hak ve özgürlüklerden söz edenlerin, Batı Trakya’da yaşanan bu açık haksızlık karşısında sessiz kalmaması gerekir.
Yunanistan’ı, Lozan Barış Antlaşması’ndan kaynaklanan yükümlülüklerine riayet etmeye, Batı Trakya Türklerinin iradesine saygı göstermeye, seçilmiş müftüleri tanımaya ve bu kabul edilemez uygulamalardan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz. Azınlığın iradesiyle seçilmiş müftülerin meşruiyeti, hiçbir dayatmayla ortadan kaldırılamaz. Türkiye olarak soydaşlarımızın kimliklerini, inançlarını ve haklarını koruma mücadelesinde onları asla yalnız bırakmayacağız.”
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekimi Eroğlu, Antalya’da düzenlenen 14. Ulusal Göğüs Cerrahisi Kongresi kapsamında yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin dünyada kanser kaynaklı ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olduğunu söyledi.
Dünya genelinde yılda yaklaşık 10 milyon kişinin kanser nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Eroğlu, bunların yaklaşık 2,5 milyonunun akciğer kanserinden kaynaklandığını ifade etti.
Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Eroğlu, uzun süren öksürük, kanlı balgam, kilo kaybı, iştahsızlık ve nefes darlığı gibi belirtileri olanların hekime başvurması gerektiğini anlattı.
Erken teşhisin tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Eroğlu, özellikle sigara kullananların risk durumlarına göre hekim kontrolünde tarama yaptırmalarının önemini vurguladı.
Eroğlu, erken evrede teşhis edilen akciğer kanserinde 5 yıllık sağkalım oranının yüzde 90’ın üzerine çıkabildiğini, geç evrede ise yüzde 10’un altına düşebildiğini belirterek, “Medikal tedavilerdeki iyileşmelere, kapalı ameliyat yöntemlerine, cerrahi, robotik sistemlerin, akıllı ilaçların gelişmesine rağmen akciğer kanserinde geç teşhiste maalesef yaşam süresi çok kısalıyor. Onun için kanser öldürmüyor, geç teşhis öldürüyor.” ifadelerini kullandı.
Akciğer kanserinin tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Eroğlu, geçmişte göğüs kafesi açılarak yapılan ameliyatların artık birkaç küçük kesiden kamera yardımıyla gerçekleştirilebildiğini belirtti.
Bu yöntemler sayesinde hastaların iyileşme sürecinin kısaldığına dikkati çeken Eroğlu, bazı ağır ameliyatların ardından hastaların birkaç gün içinde taburcu edilebildiğini söyledi.
Yeni nesil ilaçların bazı hastalarda daha konforlu bir tedavi süreci sağladığını belirten Eroğlu, “Artık bağışıklık sistemimizi yükselterek kanser oluşmasına engel olabiliyoruz. Her insan ömründe 100 defa kanser olma riski taşıyor. Eğer bağışıklık sistemimiz çok iyi seviyedeyse bu kanseri engelliyor ama bağışıklık sistemi çöktüğünde kanser büyümeye, vücuda yayılmaya başlıyor.” diye konuştu.
İlaç tedavilerinde de ilerleme kaydedildiğini vurgulayan Eroğlu, immünoterapi ve akıllı ilaçların tedavi seçeneklerini artırdığını ifade etti.
Eroğlu, ailesinde akciğer kanseri öyküsü bulunan kişilerin de risk konusunda bilinçli olması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 2 ilçede aynı gün içinde işlenen cinayetlere ilişkin çalışma başlattı.
Şüpheliler Y.G., K.K. ve S.C.B’nin olayla ilgili oldukları belirlendi.
Polis ekipleri, yurt dışına kaçmaya hazırlandıkları belirlenen 3 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi.
Edirne’de yakalanan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde robotik kalp ve damar cerrahisi uygulanmaya başlanırken yöntemle ilk kez Rize ve Gümüşhane’den gelen iki hasta ameliyat edildi.
KTÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Coşkun Özdemir, robotik cerrahinin en önemli avantajlarından birinin cerrahi travmayı en aza indirmek olduğunu söyledi.
Hastanede kısa süre önce uygulanmaya başlanan yöntemle hafta içinde iki hastayı ameliyat ettiklerini belirten Özdemir, robotik cerrahi sayesinde açık ameliyatlarda görülmesi zor olan bölgelerin daha yakından görüntülenebildiğini ifade etti.
Özdemir, robotik cerrahinin Karadeniz Bölgesi’nde yalnızca KTÜ Farabi Hastanesinde uygulandığını, bu nedenle farklı illerden hastaların da hastaneye geldiğini kaydetti.
Robotik cerrahinin hastaların ameliyat sonrası iyileşme sürecini kolaylaştırdığını belirten Özdemir, açık kalp ameliyatlarında göğüs kemiğinin kesilmesine bağlı olarak hastaların bir süre yan yatma ve araç kullanma gibi günlük aktivitelerinde kısıtlamalar yaşadığını anlattı.
Özdemir, robotik ve minimal invaziv cerrahi yöntemleriyle bu kısıtlamaların azaltılabildiğine dikkati çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada amaç hastanın kesiye bağlı çektiği acıları, ağrıları azaltmak. Göğüs kemiği kesildikten sonra 1,5-2 ay hastanın yan yatmasını, araba kullanmasını istemiyoruz. Bu tür durumları ortadan kaldırabiliyoruz. Taburculuk süresi daha kısa oluyor. Minimal invaziv ve robotla baypas yaptığınız bir hasta buradan kendi arabasını kullanarak evine gidebiliyor. Evine gittikten sonra ya da yoğun bakımdan çıktıktan hemen sonra yatağında yan dönüp yatabiliyor. Hasta işine gücüne bir hafta 10 gün gibi kısa bir sürede dönebiliyor.”
Bütün bunların robotik ve minimal invaziv cerrahinin avantajları olduğuna dikkati çeken Özdemir, operasyonları Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ali Yürük başta olmak üzere, deneyimli bir ekiple gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Rize’de 8 ay önce kalbinde delik olduğu teşhis edilen 37 yaşındaki Saadet Kiraz, Trabzon Üniversitesi Tıp Fakültesi Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir süre tedavi gördüğünü, ardından ameliyat için KTÜ Farabi Hastanesine sevk edildiğini belirtti.
Farabi Hastanesinde robotik cerrahiyle kalbindeki deliğin kapatıldığını anlatan Kiraz, ameliyat sonrası sürecinin iyi geçtiğini ifade etti.
Kiraz, servise alındıktan sonra ağrılarının geçtiğini de vurguladı.
Gümüşhane’den gelen 60 yaşındaki Arif Okur da üç damarı tıkalı olduğu için robotik cerrahiyle baypas ameliyatı geçirdiğini ve damarlarının açıldığını kaydetti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.